(The Turkish Post) – HALİM YILMAZ
Hamas ile İsrail arasında yaklaşık 10 aydır devam eden çatışma şiddetini artırdı. Hamas’ın talimatıyla İsrail’de 400’den fazla sivilin öldürülmesi bardağı taşıran son damla oldu. Baştan ifade edeyim… Kim ne derse desin… Hamas’ın sivilleri öldürmesi baştan itibaren İsrail’e meşru müdâfaa imkanı veren bir saldırıdır. Bunun Mossad’ın bilgisi ve teknik istihbaratı dışında olması mümkün değildir. İsrail istihbarat servisi Hamas içindeki ajanları vasıtasıyla bu saldırıdan önceden haberdar olmuş ve eylemin gerçekleşmesi için yol vermiştir.
Burada Hamas’ın eylemi kesinlikle sorgulanmalıdır. Amasız ve fakatsız sivil eylemler reddedilmiş olsaydı, bugün gelinen sivil katliamların hiçbiri olmayacaktı. En azından son sivil saldırısına kadar dünya İsrail’e her zaman set kurmuştu. En küçük saldırı girişiminde bile toplumsal bir tepki ortaya çıkıyordu nihayetinde. Ancak 400 sivil masum vatandaşın ölümü, bütün diyalog kapıları bile sonuna kadar kapatıldı. Kaldı ki, İsrail dünyadan gelen tepki söylemlerini bile kulak ardı etti. Artık İsrail’i bölgede dizginleyecek hiçbir kuvvet yok bunu kabul edelim. İslam İşbirliği Teşkilatı ve benzeri yapıların da artık bir karşılığının olmadığı bir kez daha ortaya çıktı. İsrail aslında İslam ülkelerindeki bazı düşünce yapılarını da yok etti.
Gelelim filmin sonuna. İsrail ile Filistin arasında artık nihai bir barış görüşmesi olmaz. Hamas lideri İsmail Haniye’nin İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın göreve başlama yemin töreni için bulunduğu Tahran’da infaz edilmesiyle bu kapılar da tamamen kapandı. Artık Ortadoğu’da yeni bir sayfa açılmaya başladı. Zaten bölge ülkeleri ile ilgili kapsamlı bir analiz yapmayacağım. Burada temas etmek istediğim tek bir nokta var. O da Hamas lideri İsmail Haniye’nin İran gibi bir ülkede nasıl infaz edildiğidir. Gerisini düşünmeye gerek bile yok.
Çünkü Hamas lideri İsmail Haniye, geçtiğimiz aylarda Katar, Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bazı ülkeleri ziyaret etmişti. Haniye’yi infaz kararı alan İsrail’in Mossad servisinin bu ülkelerde de benzer bir eylemi düşünmemesi mümkün değil. Ancak siyasi ve diplomatik sonuçlarını düşündüğü için İran her zaman makul bir eylem noktası olarak öne çıkmış belli ki. Burada temel bir istihbarat eylemi mevcut. Geçmişteki tecrübelerimden hareket edersem, Mossad’a nokta bir istihbarat verilmiş. Ne demek nokta istihbarat? Hedef şahsın açık kimliği, geçiş güzergahları, günlük programları ve nihayetinde gece dinleneceği mekana kadar kodlanmış açıkçası. Bu eylem planı da teknik olarak takip edilmiş. Programların bitiş aşamasında da, kalacağı mekanda nokta bir vuruş ile infaz edilmiştir. Burası açık ve nettir. İçeriden istihbarat bilgisi gelmeden bu eylem kesinlikle yapılamazdı. Demek oluyor ki, yardım ve yataklık edenler, ya Hamas lideri İsmail Haniye’nin yakın kurmayları arasında yer aldı, ya da İran Devrim Muhafızları içindeki bir grup infaza aracılık etti. Bunun başka bir izahatı yok.
SALDIRI F35 İLE YAPILDI İDDİASI
Diğer bir noktaysa, saldırının yapılış şekli. Haniye, makamında bir suikastçı aracılığıyla infaz edilmiyor. Tam aksine, başka bir ülkeden yapılan hava saldırısıyla hedef alındı. Hatta saldırının F35 ile yapıldığı bile iddia ediliyor. Bu açıdan bakıldığında da, saldırı iddia edildiği gibi başka bir ülkeden, ya da dışarıdan yapıldıysa bu da İran’ın hava savunma sisteminde açık var demektir. Saldırı eğer uçakla, örneğin F-35 ile yapıldıysa, İsrail’den kalkan bir F-35’in 1000 km etkili menzili 1500 km ötedeki Tahran’daki bir hedefi vurup geri dönmek için havada bir değil, iki yakıt ikmaline gerek duyardı. Kaldı ki bu da İran’ın hava savunma radarlarına siber saldırıyla körleştirilse dahi yakalanma ihtimali var demekti. Hava saldırısı füzeyle yapılmışsa, bu da İran’ın Rus S-300 hava savunma sistemini delip geçtiği anlamına gelir. İran’a komşu topraklardan Tahran’a kuş uçuşu en yakın mesafeler Azerbaycan’dan 300, Türkmenistan’dan 200 kilometre. Bu iddialar bile ciddi sorunları beraberinde getiriyor. Demek ki, İran denilen ve güçlü bir istihbarat ağı olduğu söylenen devlet, aslında kağıttan bir kaplanmış. Ülkesindeki gencecik kadın ve kızların başörtüsüyle mücadele eden bir devletin, aslında içinin ne kadar da boş olduğunu dünyaya göstermiş oldu.
İRAN LİDERİNİN ÖLÜM EMRİNİN BİR ANLAMI YOK!
Gelelim son noktaya. İran lideri Hamaney, Hamas lideri İsmail Haniye için kılınan cenaze namazında intikamın en ağır şekilde alınacağını açıklamış. İşte o zaman bir devlet başkanına sorarlar. Ülkenin en muktedir ikinci adamı olarak bilinen Kasım Süleymani de benzer bir infaz emriyle öldürüldü. İran, Süleymani’nin öcünü aldı da biz mi duymadık? Süleymani’nin ölümünün üzerinden çok sular aktı. İran’da kimse artık onu hatırlamıyor bile. Birkaç gün sonra Hamas lideri İsmail Haniye de unutulur gider. Siyasi söylemler de söylendiğiyle kalır. Ne yazık ki İslam coğrafyası bu kadar sıradan ve gerçeklerden uzakta yaşıyor. Artık bölge insanlarının da bu gerçeği görmesi gerekiyor. Ben yazıyı noktalarken, İsrail istihbaratının Hamas lideri İsmail Haniye’nin ardından etkin konumda iki komutanı daha öldürdüğü basına yansıdı.
Sormam gerekiyor. Hamas, Ekim ayında 400 sivilin katliam emrini verirken, bunların olacağını öngörmemiş olabilir mi? Cevap tabii ki hayır. Ancak siyasi ve askeri kanat temsilcileri, muhtemelen yine Gazze’deki sivilleri kendilerine siper yapacağını düşünmüş olabilirler. Ancak bu kez, İsrail elindeki kozu kaybetmek istemedi. Hem dünyada meşru bir savunmaya kavuştu, hem de infaz listelerini işleme koydu.






















