(The Turkish Post) – H. AGAH KALENDER
2025 geride kaldı mı? Rakam olarak ‘evet’ tarih oldu. Fakat 2025’in sırtına yüklenen ağır gündem 2026’ya eksilerek değil artarak taşındı. Keşke 2025 her şeyiyle hayatımızdan silinip gitseydi. Gerçekten yeni bir güne, yeni bir yıla rengarenk umutlarla uyanabilseydik. Kim istemez…? Adaletin güneş gibi doğduğu pırıl pırıl bir yıl olmasını… Cüzdanın hükmünü yitirdiği ve vicdanın egemen olduğu yıl olmasını… Ah keşke…
Eskiden yeni yılın falına bakılır, haberleri yapılırdı. Gazeteci ve yazarlar da boş durmaz, siyasi sosyal kehanetlerde bulunur, öngörülerini yazardı. En çok da ‘Hangi takım şampiyon olacak?’ sorusu heyecan ve merak uyandırırdı. Bu soru bile anlamını yitirdi. Futbol hayatımızdan çıkmadı. Fakat şampiyon adayları azaldı, nefes nefese yarış neredeyse bitti, lig heyecanını yitirdi. Diğer takımlar Galatasaray’ın ağırlığı altında ezildi. Nasıl siyasette tek parti veya tek adam iktidarı söz konusu oluyorsa futbolda da tek takımın iktidarından söz etmek mümkün.
Şimdi soru şu; Fenerbahçe şampiyon olabilecek mi? 10 küsur yıldır kupaya hasret… Ülkenin en zengin ismi kulübün başına geçti. Kanarya’yı uçurması beklenirken kolunu kanadını kırdı, bıraktı. Bırakın zirvelere kanat çırpmasını Sarı Kanaryayı kafesten bile çıkaramadı. Bir şampiyonluk bile göremedi. Taraftara travma üstüne travma yaşattı. Taraftarı iki şey çok üzer… Bir takımın şampiyon olamaması, iki Galatasaray’ın şampiyonluğu… İki dert üst üste yaşandı. Başkanların başarısızlığı anlatılırken ‘En çok Galatasaray şampiyonluğu gören başkan’ denir ve tahkir edilir.
2026 beklentilerini konuşmaya başladık bile… İstemezdim ama futbol öne çıkıverdi. Fenerbahçe şampiyon olabilecek mi? Takımın üzerinde kara bulutların dolaştığı malum… Kaptanı Hakan Mert hapishanede… Bahis iddiasıyla tutuklu… Başkanı Sadettin Saran ‘uyuşturucu şüphelisi’… Adli kontrolle serbest bırakıldı. O da içeride olabilirdi. Sezon sonu olağanüstü kongre kararı aldı. Sezonun ilk yarısı Fenerbahçe futbol ve oyun olarak iyi değildi. Fakat futbol şansı yanındaydı. Çok ballıydı.
Kadroya takviye yapabilirse ‘şampiyonluk’ mümkün… Yoksa Galatasaray’la yarışması bile çok zor. ‘Umut’ var elbette. Beşiktaş gibi havlu atmadı. Ama yetmez. Şans da bir yere kadar… Çekirge son haftaya kadar sıçrayamaz. Bir yerde düşer. Futbol asla sadece futbol değildir. Fenerbahçe deyip geçmemek lazım… Ülkenin huzuru söz konusu… Fenerbahçeliler ağlarken, toplum gülemez. Ülkenin neşesi yerine gelmez. Ligin de ayar ve dengesi tümüyle bozulur. Ki emareleri belirmeye başladı. Fenerbahçe pek hazzettiğim takım değil ama futbolun selameti, ülkenin huzuru için şampiyonluğu gerekli.
Bahis iddialarının Türk futbolu üzerine kabus gibi çöktüğünü de unutmamak lazım. Bahis operasyonlarının hız kesmeden devam edeceği kesin. ‘Sırada kim var?’ sorusu güncelliğini koruyor. ‘Ünlü bir teknik direktör’ diyen de var, ‘herkesin yakından tanıdığı yönetici’ iddiasını dile getiren de… Bu profile sığan olağan şüpheli isimleri tahmin etmek zor değil. Operasyonların çapı ve büyüklüğü futbolun tüm heyecanını ortadan kaldırabilir. 2026 sezonu mundar olabilir.
Peki siyaset nasıl olacak mı? Yeni yılda sürpriz var mı? Siyasetle kehanet ve fal kelimeleri akla hemen ‘Erken seçimi…?’ getirir. Ufukta erken seçim görünüyor mu? Ankara’da ‘baskın seçim’ beklentisi hiç eksik olmaz. Giden yılda bile ‘erken seçim’ öngörüsü yapanlar vardı. Peşinen söylemem gerekirse 2026 erken seçimin en çok konuşulduğu yıl olacağını düşünüyorum. Ve gözler de MHP’ye çevrilecek… Nicedir Devlet Bahçeli’den bir erken seçim çıkışı beklenmekte.
İttifak ortakları arasında işlerin pek yolunda gitmediği herkesin malumu… AK Parti ile MHP temel politikalarda derin görüş ayrılığı içinde… Bahçeli “Selahattin Demirtaş’ın tahliyesi ülke için hayırlı olur” dedi. AK Parti ‘hayırlı iş’ için kılını bile kıpırdatmadı. Görmezden, duymazdan geldi. Bürokraside MHP’li kadroların tasfiyesi ortaklık hukukunu tehdit eden hususlardan… Operasyonlar MHP’ye dayandı… Bahçeli ile fotoğrafı olan birçok isim gözaltına alındı ve tutuklandı.
Uyuşturucu operasyonunda şüpheli olarak adı geçen MHP’li bir avukat soluğu Bahçeli’nin yanında aldı. MHP Lideri’nin gözdesi bir isimdi. Beşiktaş belediye başkanlığına aday gösterilmişti. Bahçeli iddiaları dikkate alarak ‘aklan da gel…’ demedi. Kapısını açtı, birlikte fotoğraf verdiler. Mesaj hem kamuoyuna hem de ortağı AK Parti’yeydi. Bu fotoğraftan sonra yargının kararı ne olacak? İddiaları görmezden mi gelecek? Yoksa kim olursa olsun, gözünün yaşına bakmayacak mı?
MHP’nin ‘erken seçim’ kartını masaya sürmesi sürpriz olmaz. Böyle bir çıkış da siyasetin tüm dengelerini ast üst eder. AK Parti Meclis’te çoğunluğu yitirir. Sandık zoraki istikamet haline gelir. Bahçeli’nin sağlığı 2026’yı çıkarmasına el verir mi? 78 yaşına girdi. Kalp gibi ağır operasyonlar geçirdi. Bir kehanette bulunmak istemem ama benim için soru işareti… Tıbbı veriler ortada… Ki bu da siyasetin dengelerini etkiler.
MHP’nin boşluğunu DEM doldurmaz mı? Kolay değil. Türk siyaseti için ‘olmaz olmaz’ dememek lazım. Neler oldu, neler… Süleyman Demirel boşuna “Politikada 24 saat uzundur” dememiş. Çözüm sürecinde de işler sarpa sarmak üzere… Suriye düğümü kördüğüm oldu. YPG’ye operasyon senaryolarının konuşulduğunu duymayan yok. İlk kurşunu da MHP attı. Feti Yıldız “Süre doldu…” dedi. Olası bir operasyon sürecin dinamitlenmesi demek. DEM’in, AK Parti’nin yanında hizalanması zor.
AK Parti erken seçim isteyebilir mi? Bir Suriye operasyonu ve ardından baskın bir seçim… Yaralı bir CHP… Toparlanma imkanı bulamayan muhalefet bloku… Siyasi geçmişine bakıldığında Erdoğan pek ‘erken seçim’ yanlısı olmadığı bu yönde karar vermesinin zayıf ihtimal olduğu görülür. ‘AK Parti içinde ‘2027’nin sonbaharını’ seslendirenler var’ diyebilirsiniz. Doğru ama bu erken seçim sayılmaz. Sandığın biraz öne alınması olarak görülür. Aslında AK Parti’nin bir güvenoyuna ihtiyacı var. 31 Mart hezimetinin gölgesi partinin üzerinde…
2026’da erken seçimi çok konuşacağız, çok tartışacağız… Sandık halkın önüne konmasa bile köprüden önceki son çıkış yılı olacak 2026…
Yargı başrolü oynayacak yine… Hem siyasi davalar hem de kamuoyunun yakından tanıdığı isimlere dönük operasyonlar ve davalar gündemden düşmeyecek. Bahis ve uyuşturucu dosyası açık… Ülke sık sık yeni dalgalarla uyanacak. Bu bir öngörü değil. Görünen köy kılavuz istemez. Bu kara bulutlar çok yağmur döker. Mart’ta başlayacak Ekrem İmamoğlu davası TRT’den canlı yayınlanır mı bilmiyorum. Ama kolay değil. Siyasetin ve toplumun ilgi odağı olacağı muhakkak. Tabii diğer CHP’li belediye başkanları için de aynı durum söz konusu… CHP üzerinde kurultay şaibesi de henüz ortadan kalkmadı. Orada da her an her şey yaşanabilir.
Ekonomi, geçim zorluğu, hayat pahalılığı asgari ücret, emeklilere zam gibi yakıcı sorunların devam edeceğini söylemek yanlış olmaz. Enflasyon rahat nefes aldıracak kadar düşmeyecek. Döviz yerinde saymayacak. Geçim, en az seçim kadar sokağın gerçek gündemi olacak. Çarşı, pazar el yakacak yine. Ekonomi yönetimi değişir mi? Kabinede revizyon beklentisi yine had safhada… Kim gider, kim kalır…? Revizyon mümkün…
Her ne kadar temenni ve umutlar iyimser olsa da 2026 hiç de güldürecek bir yıla benzemiyor. 2025’i aratır mı? Niye olmasın…? İstemediğim halde karamsar bir tablo çizdim, Ömer Hayyam’ın bir şiiriyle umutları yeşertelim mi? Yazarınızın şiir sevdiğini biliyorsunuz artık. Ömer Hayyam sadece meyhane şiirleri yazmamış. Şöyle bir şiiri de var… Ezberlense yeri… Buyurun birlikte okuyalım;
“Gün gelir… / Hırsızlar zengin… / Metresler eş… / Serseriler adam olur…
Odundan kapı, taştan saray olur… / Gün gelir… / Kezbanlar destan… / Onları destan yapanlar Mestan olur… / Gün gelir… / Çivisi çıkar dünyanın… / Konuşamayanlar hatip… / Şifa veremeyenler tabip… / Yazamayanlar kâtip olur… / Ama yine öyle bir gün gelir ki… / İşler ters döner. Aldatan, bir gün sadakat için… / Çalan, bir gün adalet için… / Döven, bir gün şefkat için yalvarır… / ‘Piyon’ deyip geçme, gün gelir Şah olur… / Şaha da fazla güvenme… / Gün gelir mat olur / İnsan yaratıcısına bile nankör iken sana vefalı mı olur? / Oluruna bırak her şeyi bak neler neler olur… / Bahar biter kış olur / Gün biter gece olur / Söz biter sükût olur / Zenginlerde metelik / Güzellerde cemâl / Güçlülerde kuvvet kalmaz olur… / Hayaller kaybolur… / Ümitler yok olur… / Hayat bazen boş olur, saçma olur, çekilmez olur, yalan olur… / Gün gelir, ki sen bakmazken her şey hallolur… / Ve öyle bir gün gelir ki: Hayat biter son olur… / Gün artık gelmez olur…”
Tasalanmak, gamlanmak anlamsız, ne hüzün baki ne de neşe… Gün gelir karanlıklar dağılır, güneş senin için doğar…























