(The Turkish Post) – ESAT AYTAN
Bir çocuğun zihnine bilgi koyabilirsiniz…
Ama kalbine değer koyamadıysanız, yarım bir eğitim vermiş olursunuz.
Okullarımızda yürütülen Değerler Eğitimi çalışmaları; takvimde işaretlenen aylardan, panolara asılan afişlerden ya da hazırlanan raporlardan ibaret olmamalıdır. Bu çalışmalar, milletin geleceğine atılan imza olduğu düşüncesiyle, farkındalık ve titizlikle yürütülmelidir. Çünkü değerler; insanı insan yapan, toplumu ayakta tutan ve yarınları güvence altına alan görünmez sütunlardır. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından tüm resmi ve özel örgün eğitim kurumlarında uygulamaya konulan Değerler Eğitimi süreci, illere göre farklı uygulamalarla yürütülmektedir. Kimi yerde yönergeyle, kimi yerde öğrenci kulüpleriyle, kimi yerde komisyonlarla… Yöntemler değişebilir. Ancak değişmemesi gereken hakikat şudur: Amaç; öğrenciyi değerler konusunda bilgilendirmek değil, o değerleri hayatının bir parçası haline getirmesini sağlamaktır.
Çünkü bilgi insanı güçlü yapar; ama değer insanı doğru yapar.
Eğitimin Gerçek Önceliği
Eğitimin önceliği yalnızca akademik başarı olamaz. Diploma, karakterin yerini tutmaz. Yüksek notlar, yüksek ahlakın garantisi değildir. Öğrencinin hayat boyu öğreneceği bilgileri anlamlandıracak, gerektiğinde davranışa dönüştürecek ve insanlığa faydaya çevirecek olan şey karakteridir.
Değerler; duyguya yön verir, düşünceyi besler, davranışı şekillendirir.
Toplumu bir arada tutan bağdır.
Risklere karşı kalkan, huzura açılan kapıdır.
Bu yüzden Değerler Eğitimi’nin hedefi; sadece “öğretmek” değil, yaşatmak olmalıdır.
Hangi Değerleri Kazandırmak İstiyoruz?
Sevgi…
Saygı…
Sorumluluk…
Hoşgörü…
Empati…
Adalet…
Dürüstlük…
Cesaret…
Yardımlaşma…
Merhamet…
Çalışkanlık…
Vatanseverlik…
Fedakârlık…
Bu kavramlar birer kelime değildir. Bir çocuğun arkadaşına kalemini uzatmasında, yanlış yaptığında özür dilemesinde, haksızlık karşısında susmamasında hayat bulur.
Eğer bir öğrenci, sahip olduklarını ihtiyaç sahibiyle paylaşabiliyorsa…
Eğer bir genç, farklı düşüncelere saygı gösterebiliyorsa…
Eğer bir çocuk, “Ben haklıyım” demek yerine “Ben adil miyim?” diye sorabiliyorsa…
İşte o zaman değerler eğitimi amacına ulaşmıştır.
Okulda Değerler Eğitimi Nasıl Yaşatılmalı?
Değerler Eğitimi yalnızca bir etkinlik takvimi değildir; okulun ruhudur.
“Ayın Değeri” belirlenmeli ve bayrak töreninde ilan edilmelidir. Ancak asıl mesele, o değerin sınıflarda hissedilmesidir. Öğretmenler derslerde kısa ama etkili dokunuşlarla konuyu gündemde tutmalı; hikâyeler, yaşanmış olaylar ve örnek şahsiyetler üzerinden öğrencinin kalbine seslenmelidir. Duvar gazeteleri hazırlanabilir, şiir ve kompozisyon yarışmaları düzenlenebilir, örnek davranış sergileyen öğrenciler onurlandırılabilir. Sosyal sorumluluk projeleri, yardım kampanyaları ve alan ziyaretleri, öğrencinin değeri yaşayarak öğrenmesini sağlar. Bir huzurevi ziyareti, bazen bir ders kitabından daha etkilidir. Bir ihtiyaç sahibine uzatılan el, bazen yüz nasihatten daha öğreticidir. Velilere yönelik seminerler düzenlenmeli, aile eğitimi programları planlanmalıdır. Çünkü değerlerin ilk öğretmeni ailedir. Okul ve aile aynı dili konuşmadıkça, verilen emek eksik kalır.
Yaş Gruplarına Göre Değer Kazanımı
Her yaşın dili farklıdır; değerler de o dile uygun anlatılmalıdır.
Okul öncesinde değerler oyunla, dramayla ve örnek davranışlarla öğretilmelidir. Paylaşmayı öğrenen bir çocuk, büyüdüğünde adaleti daha kolay kavrar.
İlkokulda öğretmen rol modeldir. Çocuk, anlatılandan çok gördüğünü öğrenir. Öğretmenin adaleti, sabrı ve şefkati öğrencinin karakterine iz bırakır.
Ortaokulda öğrenciler sorgular. Değerlerin neden önemli olduğu akıl ve vicdan birlikteliğiyle anlatılmalıdır. Tartışmalar, münazaralar ve sosyal sorumluluk çalışmaları etkili olacaktır.
Lisede gençler kimlik arayışındadır. Değerleri bilgi olarak vermek kolaydır; davranışa dönüştürmek sorumluluk vermekle mümkündür. Gençlere güvenilmeli, aktif roller verilmelidir. Çünkü sorumluluk verilen genç, değer üretir.
Rehberlik Servislerine, Öğretmenlere ve Velilere Çağrı
Değerler eğitimi bir komisyonun değil, bir okulun meselesidir. Bir dersin değil, bir duruşun konusudur. Rehberlik servisleri öğrencilerin davranışlarını takip etmeli, aile ile güçlü iletişim kurmalıdır. Öğretmenler yalnızca anlatan değil, yaşayan olmalıdır. Veliler evde destek vermeli, okulun çabasını sahiplenmelidir. Çünkü çocuk; okulda adalet duyup evde haksızlık görürse, kafası karışır. Okulda saygı öğrenip evde aşağılanırsa, kalbi kırılır.
Okulda merhamet işitip çevresinde acımasızlık görürse, değerler anlamını yitirir. Tutarlılık, değer eğitiminin en güçlü ilkesidir.
Değer Kazanan Bir Öğrenci Nasıl Bir İnsan Olur?
Değerleri içselleştiren bir öğrenci;
Anne babasına saygı duyar.
Öğretmenine hürmet eder.
Arkadaşına adil davranır.
Farklılıklara tahammül gösterir.
Haksızlık karşısında susmaz.
Gerektiğinde affeder.
Paylaşmanın huzurunu bilir.
En önemlisi şunu anlar:
Gerçek üstünlük makamda, mevkide, parada değil; iyi insan olabilmektedir.
Son Söz: Geride Ne Kalacak?
İnsanlar öldükten sonra unvanlarıyla değil, davranışlarıyla anılırlar.
Bir müdür, bir öğretmen, bir veli… Hepimiz bir gün aramızdan ayrılacağız.
Ama yetiştirdiğimiz çocuklar kalacak.
Bugün bir çocuğun kalbine ektiğimiz sevgi tohumu, yarın bir toplumun adalet ağacına dönüşecektir. Bugün öğrettiğimiz dürüstlük, yarın bir kurumun temelini sağlamlaştıracaktır.
Bugün kazandırdığımız merhamet, yarın bir hayatı kurtaracaktır.
Değerler eğitimi bir formalite değil, bir vicdan meselesidir.
Bir proje değil, bir medeniyet inşasıdır.
Ve unutmayalım:
Başarılı insan çoktur…
Ama iyi insan yetiştirmek, gerçek başarının ta kendisidir.
























