(The Turkish Post) – Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Sussak gönlümüz razı değil” diyen ve son dönemdeki tutuklamaları eleştiren TÜSİAD Başkanı Orhan Turan’a sert çıktı.
Partisinin grup toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Biz Türkiye için dünyayı dolaşırken içeride çok farklı hesapların yapıldığına şahitlik ediyoruz.” dedi. TÜSİAD başkanının açıklamalarını “Haddi aşan ve buram buram provokasyon kokan” şeklinde niteleyen Erdoğan şunları kaydetti:
BUNLAR PARAYA HÜKMEDİYOR, SİYASETİ İSTEDİKLERİ GİBİ DİZAYN EDİYORLARDI
“TÜSİAD zihniyeti siyasetin zayıf ve devletin onların tasallutu olduğu dönemlerin sembolüdür. Bu yapı, kamunun kesesinden ve milletin sırtından elde edilen haksız kazançların yerli, milli üretim yerine distribütörlük yoluyla elde edilen imtiyazların gölgesinde büyümüş ve büyütülmüş iş adamlarıyla maruftur. 2022 öncesinde TÜSİAD zihniyetinin neye tekabül ettiğini hepimiz hatırlıyoruz. Bunlar eski Türkiye’de sadece paraya hükmediyorlardı. Siyaseti de istedikleri gibi dizayn ediyorlar, karar organlarını kontrol ediyor, yönlendiriyordu. Gazete manşetleriyle iktidarlara ayar veriyorlardı. Biz buna dur dedik. Ekonomiyi rant ekonomisi olmaktan çıkarıp, üretim ve ihracat ekonomisine dönüştürdük. Anadolu’nun bağrından yeni aktörlerin çıkmasını sağladık. Milletin kaynaklarını, bir avuç burjuvazinin zenginleşmesi için değil, tüm kesimlerin kalkınması ve refahı için kullandık. Milli gelir, 3 bin 600 dolardan, bu sene 15 bin doların üzerine çıktı. Ey TÜSİAD, 3 bin 600’den 15 bin doların üzerine çıkan bir süreç var. Bu, AK Parti iktidarı döneminde oldu. Yahu siz ya hesap bilmiyorsunuz ya da hesabınız bozuk! İhracatımız 36 milyar dolardan 262 milyar doları buldu.
RANT MUSLUKLARINI KESTİKLERİMİZİN OPERASYONLARINA MARUZ KALDIK
Derslik sayımızı 735 bine çıkardık. Hastane yatak sayımız 164 binden 270 bine ulaştı. 6 bin 100 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğumuz 30 bine yaklaştı. Daha nice çalışmayla refahı tabana yaydık. Elbette bu süreçte ciddi dirençle karşılaştık. Rant musluklarını kestiklerimizin operasyonlarına maruz kaldık. En başında TÜSİAD geliyor. Türkiye’nin gerçek anlamdaki her demokrasi ve kalkınma hamlesi, TÜSİAD zihniyetini daime rahatsız etmiştir. Nitekim bu kuruluşun darbeciler, cuntacılar, emperyalistler ve etki ajanlarının safında ülkemize karşı sergilediği nobran, faşizan tavırlar toplumsal hafıza kayıtlarımızda var. Türkiye’nin bölgesinde siyasi, askeri ve sosyal gücünü genişletip tahkim ettiği, dünyada küresel sistemin yeniden inşası çağrılarına öncülük ettiği, içeride hayat pahalılığı ve enflasyona karşı kararlı bir program uyguladığı, tüm zorluklara rağmen yatırım, üretim, istihdamdan taviz vermediği, terörsüz Türkiye hedefinde önemli adımlar attığı, Türkiye yüzyılı için gece gündüz çalıştığı dönemde TÜSİAD’ın eski zihniyetinin yeniden tedavüle sokulmaya çalışıldığının farkındayız. Başaramayacaksınız! Türkiye’nin, teslim olmasını istiyorsanız bilin ki böyle bir şey gerçekleşmeyecek!
HUKUK DEVLETİNE İNANANLARIN SAFI, TERÖR YARDAKÇILARININ YANI DEĞİLDİR
Türkiye’nin yerli ve milli üretimden vazgeçerek, yeniden küresel ticaretin zayıf bir pazarına dönüşmesini istiyorsanız böyle bir şeye de asla müsaade etmeyeceğiz. Türkiye’nin demokrasisini, darbecilerin; ekonomisini, sömürgecilerin; milli iradeyi, sivil toplum ve siyasetçi görünümlü 5. kol elemanlarının güdümüne sokmasını istiyorsanız, böyle bir şeye canımız pahasına rıza göstermeyeceğiz. TÜSİAD’ın, Türkiye’de güven iklimini bozan örnekler olarak verdiği her konu, hukukun, adaletin, savcıların, hâkimlerin yetki alanında. Hukuk devletine yürekten inananların safı, terör yardakçıların, edep-adap tanımaz provokatörlerin, sanat dünyasını esir alan marjinallerin, yargı mensuplarını ve ailelerini tehdit eden kibir abidelerinin değil, hukuku uygulayanların yanı olmak zorunda.
EYY TÜSİAD! DEPREM AFETİNDE SİZ NE YAPTINIZ?
Çöken, ‘sistem’ değil, devletin zayıf, milletin fakir olduğu, kendilerinin altın devirlerini yaşadığı dönemlere ilişkin hayalleridir. Morali bozuk olan ülke değil, imtiyazla büyüdükleri devirlerin ardından devlet hazinesini istedikleri gibi paylaşamadıkları için iç sıkıntı yaşayan TÜSİAD demirbaşlarıdır. Güven bunalımı yaşayan halkımız değil, para kazanmaya hırsıyla kuralsız iş yapmayı adet edinen TÜSİAD zihniyetidir. Bir de doğal afetlerden bahsediyorlar. Yurt dışındaki afetlerde bırakın zararın tüm boyutları, can kayıpları bile tam olarak açıklanmıyor, bunu bildikleri halde ileri geri konuşuyorlar. Afetzedelerimizin yaraları konusunda Türkiye’nin başarısını sadece evi barkı yıkılan, düzeni bozulan kardeşlerimiz değil, bütün dünya çok iyi biliyor. Çabalarımızı takdir ediyor. Ey TÜSİAD, deprem afetinde siz ne yaptınız? Dünyada bizim yaşadıklarımızın yarısını yaşasa ayakta kalabilen bir ülke olur muydu?
Mesele hesap vermek ise, TÜSİAD’ın bu ülkede yarım yüzyıldan fazladır sebep olduğu siyasi, sosyal, ekonomik maliyetlerin hesap vermesiyle işe başlanması gerekiyor.
GAZETE MANŞETLERİNDEN SİYASETE AYAR VERDİKLERİ SİSTEM ÇÖKMÜŞTÜR
Türkiye’nin son 22 yılda yaşadığı badireler karşısında dut yemiş bülbüle dönen TÜSİAD’ın yarısı yalan, yarısı yanlış hezeyanlarının gerisindeki saiki tahmin ediyoruz. On yıllardır gönüllerinin rahat ettiği suskunluklar karşısında verdikleri örnekler, devede kulak kalır. Susması gereken yerde konuşan, konuşması gereken yerde susan gönülleri değil çıkarlardır. Geri plandaki kirli hesaplardır. Çöktü denilerek feveran ettikleri, yıllardır tıkır tıkır işleyen rant düzenleridir. İmtiyazları üzerine bina ettikleri ayrıcalıklı sistem çökmüştür. Siyasetçilere had bildirdikleri kibirli sistem çökmüştür. İstikrarsızlık üzerinden paralarına para kattıkları sistem çökmüştür. Millet ekonomik krizle kıvranırken zenginleştikleri sistem çökmüştür. Gazete manşetlerinden siyasete ayar verdikleri sistem çökmüştür. Biz bu makamlarda olduğumuz sürece, devlet kaynaklarının bir avuç seçkine aktığı sistemi geri getirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir.
SİYASET YAPMAYA HEVESLİYSENİZ PARTİ KURUN!
Ekonomiyle, istihdamla, üretimle ilgili yapıcı fikirlerle gündeme gelmek yerine siyaset mühendisliğine soyunanlara şunu hatırlatayım: Türkiye sizin tapulu malınız, millet personeliniz, siyasetçiler de maaşlı elemanlarınız değildir. Eski Türkiye’nin kaotik ikliminde senelerce borunuzu öttürmüş olabilirsiniz, eski Türkiye’yi özlüyor da olabilirsiniz ama yeni Türkiye’de haddinizi bileceksiniz. İş adamı derneği iseniz, iş adamı derneği gibi davranmayı öğreneceksiniz! Milleti kışkırtmayacak, devletin kurumlarını provoke etmeyecek, yargıyı baskı altına almaya kalkışmayacaksınız. Siyaset yapmaya çok hevesliyseniz ya parti kurarsınız ya da ağzınızdan çıkan iki çift söze bakan muhalefet partilerinden birini seçersiniz. Bu ülkeyi tekrar istikrarsızlık bataklığına sürüklemenize göz yummayız. Ülkeye ve millete faydalı olduğunuz sürece sizi de destekleriz.
22 yıllık iktidarlarımız boyunca Türkiye ekonomisine müspet katkı vermek istediğiniz ayrımcılık yapmadan hepinize destek olduk. Ama siyaset ve toplum mühendisliğine yeltendiğinizde de demokratik hukuk devleti çerçevesinde tüm gücümüzle buna direndik. Aynı hassasiyetle hareket edeceğiz. Ne hak yiyeceğiz ne de milletin iradesinin, hakkının gasp edilmesine rıza göstereceğiz.”




















