(The Turkish Post) – Gazeteci Tolga Şardan, avukat Rezan Epözdemir ile ilgili dosyaya MİT’in destek verdiğini, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Epözdemir’le ilgili soruşturmayı yürütmekte “çekimser” kaldığını öne sürdü. Ancak, “yukarı”dan gelen talimat sonrasında Epözdemir’in dosyası açıldı. Ancak Adalet Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkili devreye girdi. Şardan’a göre bakanlık ile başsavcılık arasında hatların yakında kopacağını iddia etti. Şardan’ın konu ile ilgili yazısı şöyle:
Kimyanın en önemli ayraçlarından turnusol kâğıdının kullanılmasına benzer sonuçların ortaya çıktığı günlerden geçiyoruz ülkece.
Turnusol kâğıdının tek özelliği; içeriği bilinmeyen çözeltiye uygulandığında, kimyasal sıvının baz mı yoksa asit mi olduğunu yüzde 100 oranında netleştirmesi. Bu nedenle, basit ama son derece kıymetli bir bilimsel aparat.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik başlatılan adli yargı operasyonlarında bugün gelinen nokta, işte turnusol kâğıdı misali sonuçları gün ışığına çıkartıyor.
İBB operasyonlarının dışındaki Avukat Mehmet Yıldırım ve Avukat Rezan Epözdemir ile organize suç örgütü lideri olduğu iddiası devletin kayıtlarında yer alan Selahattin Yılmaz’ın gözaltına alınmasını, turnusol kâğıdı sisteminden ayrı tutmak doğru olmaz.
AKP’li siyasetçi ve Avukat Mücahit Birinci’nin yaşadıkları da yine aynı sürecin köşe taşlarından.
Belki Epözdemir ile Yıldırım’ın gözaltına alınması AKP’deki süreci daha da etkin hâle getirdi.
Dalgalar halinde devam eden CHP’lilere yönelik operasyonların yanı sıra son iki haftada yargı – devlet – iktidar hattında patlak veren skandalvari gelişmeler AKP’yi sarstı.
Yaşananların merkezinde “Sadece AKP var” demek doğru mu bilemiyorum. Aslında “Cumhur İttifakı” şeklinde nitelemek daha doğru olacak sanırım.
Zira her üç soruşturmanın; AKP’de oluşturduğu rahatsızlık ve hoşnutsuzluğun benzerini MHP Genel Merkezi’nde de yarattığı kimi kaynaklarca ifade ediliyor.
Dikkat çeken “Matruşka” operasyonları
Süreci, AKP’nin kendi içindeki kaynamalar ve AKP – MHP arasında “aba altından sopa gösterme” atakları şeklinde ayrı ayrı değerlendirmenin, yaşananların daha rahat anlaşılmasını sağlayacağını düşündüm.
Önce AKP içinden başlayayım. Özellikle Avukat Yıldırım ve Avukat Epözdemir’in adli soruşturmaya alınması; parti tabanı ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “yakın çevresi” arasında bir süredir yaşanan ancak seslendirilemeyip saklanan krizi ortaya çıkardı. Parti içindeki siyasiler, bu tabloyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’la mesai yürüten siyasetçi / bürokrat / danışman grubuna karşı bir kazanım elde etti.
Bu noktada bir parantez açayım.
Parti tabanı ile Erdoğan’ın yakın ekibindeki bazı isimler arasındaki problem yeni değil. Bilhassa İstanbul Adliyesi’ndeki görev değişimi sonrasında oluşan yeni güç tablosu, ekipler arasındaki savaşın kaynağı oldu.
Adliyedeki değişim sonrasında kulislere yansıyan iddialara göre, “Antepli avukatlar” olarak tanımlanan grup başsavcılık yönetimiyle sorun yaşamaya başladı.
Bunun üzerine, Ankara’da yargı camiasında tanınan, hatta hakkında “Ankara Adliyesi’nin sivil başsavcı vekili” tanımlaması yapılan bir avukatın, İstanbul Adliyesi’ndeki değişimden sonra kente giderek faaliyete geçmesi dikkatlerden kaçmadı.
Epözdemir dosyasında kim kazandı?
İddialar bu kadarla sınırlı değil elbette. İstanbul Adliyesi yönetimi, yeni çalışma sisteminde tercihlerini farklı yönde kullanınca, işler daha da kızıştı.
Bir yandan İBB soruşturmaları devam ederken, diğer yanda ise yargı merkezli AKP içinde sıkıntı baş gösterdi.
Başsavcılıktan gerekli desteği bulamayan Antepli avukatlar, iddialara göre farklı bir kanal açarak savcılık üzerinde etkin hale gelmeye başladı.
İşte bunlardan bir tanesi Avukat Rezan Epözdemir dosyası oldu.
İddiaya göre, Epözdemir ile ilgili dosyaya MİT destek verdi. Zira, Epözdemir’in dosyasında yer alan 2021 tarihli mesajlara bakıldığında, ünlü avukatın epeyce zamandır takipte olduğunun ipucu görülüyor haliyle.
Bu aşamada Ankara kulislerine yansıyan bilgilere göre; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Epözdemir’le ilgili soruşturmayı yürütmekte “çekimser” kaldı. Ancak, “yukarı”dan gelen talimat sonrasında Epözdemir’in dosyası açıldı.
Epözdemir’in gözaltına alınacağı, daha bir hafta öncesinden İstanbul Adliyesi’nde konuşuldu. Adliyeyi yakından takip eden gazeteciler bu gelişmeden haberdarken, Epözdemir’in bilgisinin olmaması hayatın doğal akışına aykırı kuşkusuz.
Parti kanadı, Cumhurbaşkanlığı kanadına karşı şimdilik puanı kazanmış görünüyor.
Epözdemir’in dosyasının açılmasıyla, avukatın bağlantılarının da gün yüzüne çıkması olasıyken, kulislere farklı bir iddia düştü. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başdanışmanı Mehmet Uçum’un Epözdemir’le bağlantısı gündeme getirildi. Kimi AKP’liler ve iktidara yakın bazı gazeteciler bu iddiayı seslendirdi. Uçum, avukatı aracılığıyla açıklama yaptı, iddianın gerçek olmadığını belirtti.
Fakat bu açıklamaya karşın, İstanbul cenahından ısrarlı biçimde bağlantı vurgusu yapılmaya devam ediliyor. Bu konuda ortaya atılan bir iddia var, ancak taraflarına ulaşamadığım için şimdilik kullanmadım.
Epözdemir’le ilgili bilinen ancak kapalı kapılar ardında konuşulanlar bu kadar değil. İşin bir de Adalet Bakanlığı boyutu var. Yine kulislerdeki iddialara göre; Adalet Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkilinin yakını ile Epözdemir, İstanbul Anadolu Adliyesi’ndeki bir dosyada birlikte hareket etti.
Söz konusu cinayet dosyası 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde. İddiaya göre; bakanlık yetkilisinin yakını mahkeme heyeti ile görüşmek için bakanlığı devreye soktu.
Bu durum, ister istemez Adalet Bakanlığı ile İstanbul Adliyesi arasında bir “zorunlu birliktelik” halini ortaya çıkardı. Kaldı ki, Bakan Yılmaz Tunç’un açıklamalarında bunu görmek mümkün. Ayrıca, oluşan atmosfer bakanlık ile başsavcılık arasında elbette “hat kopmasına” neden olacak yakın zamanda. Sinyaller bunu gösteriyor.























