(The Turkish Post) – EKİN TANYEL
2026 yılı yaklaşırken Türkiye’nin mali görünümü, bütçe açığı ve hazine dengesi üzerinden tartışılmayı hak ediyor. Hem iç politikalar hem de küresel koşullar, ülkenin mali istikrarını test edecek. 2025 verileri, merkezi yönetim bütçe açığının hâlâ yüksek, hazine nakit dengesinin ise kırılgan olduğunu gösteriyor. 2026 bütçesiyle hedeflenen açığın GSYH’ye oranı yaklaşık %3,5, “deprem sonrası yeniden inşa destekleri hariç” şekilde ise bu rakam %2,7 olarak öngörülüyor. Ancak rakamlar kadar, bu hedeflerin gerçekleşebilirliği ve sürdürülebilirliği önem taşıyor.
- Yol Ayrımı: Mali Disiplinle Toparlanma
İyi senaryoda Türkiye, bütçe disiplinini sıkı bir şekilde uygular, harcamaları ve borçlanmayı kontrol altına alır, gelir tarafında iyileşmeler sağlar. Açığın GSYH oranı hedeflenen %3,5 seviyesinde kalır veya daha düşük gerçekleşir. Hazine nakit dengesi açığı azalır, borçlanma maliyetleri yönetilebilir duruma yaklaşır. Bu durum, hem iç hem de dış piyasalarda mali güveni artırır, yatırımcı ilgisini canlı tutar. Ancak bu senaryonun büyüme tarafında bir maliyetini unutmamak gerekir: Harcama esnekliği sınırlanabilir, bazı yatırım ve sosyal programlar kısıtlanabilir. Yani disiplin ve büyüme arasında bir denge kurmak kaçınılmazdır.
- Dengede Yürümek: Makul Senaryo
Baz senaryoda mevcut politikalar büyük ölçüde korunur; açığın GSYH oranı hedefe yaklaşsa da tam olarak yakalanamayabilir. Hazine nakit dengesi açığı bir miktar azalır, ancak hâlâ dikkatle yönetilmesi gerekir. İç ve dış şoklar, harcama baskıları veya beklenmedik ekonomik durumlar, bütçe üzerinde sürekli bir risk unsuru oluşturur. Bu senaryoda, büyüme ve mali disiplin arasında kontrollü bir denge sağlanabilir. Ama açığın hâlâ yüksek olması, finansman maliyetlerini ve faiz dışı harcamalara ayrılan kaynakları baskı altında tutar. Yani risk tamamen yok olmaz, sadece yönetilebilir seviyeye çekilmiş olur.
- Kırılgan Denge: İp Cambazlığı
Stres senaryosunda mali tablo ciddi baskı altında kalır. Döviz kuru dalgalanmaları, enflasyon sürprizleri, dış borçlanma maliyetlerinde artış veya beklenmedik afetler açığın GSYH oranını %4,5–5 seviyelerine taşıyabilir. Hazine nakit dengesi açığı yüksek kalır, borçlanma maliyeti artar ve faiz dışı harcamalarda ciddi kısıtlamalar gündeme gelir. Bu senaryo, mali disiplini ve sürdürülebilirliği tehdit eder. Büyüme yavaşlar, işsizlik artar ve yatırım ortamı bozulur. Ancak bu olasılık, hazırlıklı olunursa yönetilebilir. Afet ve şoklara karşı esnek bütçe mekanizmaları, borçlanma stratejileri ve şeffaf iletişim, kırılganlığı azaltabilir.
Baskılar ve Riskler
2026 bütçesi ve hazine dengesi üzerindeki baskılar birkaç başlıkta toplanabilir:
- Döviz kuru ve enflasyon vergi gelirlerini eritebilir, faiz giderlerini artırabilir.
- Borçlanma maliyetleri iç ve dış borçlanma baskısı ile bütçe üzerindeki yükü yükseltebilir.
- Beklenmedik harcamalar, afetler, yatırım ve sosyal destek ihtiyaçları açığı genişletebilir.
- Düşük büyüme performansı ise gelirleri azaltır, açığı büyütür.
- Küresel finansal koşullar, yabancı yatırımcı algısı ve küresel faizler borçlanma maliyetlerini etkiler.
Politika Öncelikleri
Mali disiplin ve sürdürülebilirlik için atılması gereken adımlar için aslında çok fazla seçenek de yok. Harcamalarda önceliklendirme ve kamunun tüm unsurlarında verimlilik artışı sağlanmalı. Gelir artırıcı tedbirler ve vergi tabanının genişletilmesi belli ki devam edecek (özellikle dijital işlemlerden ve gayrimenkulden vergi artabilir). Borç vadesi ve maliyet profilinin iyileştirilmesi önemli. Afet ve şoklara karşı bütçe esnekliği sağlanmalı. Büyüme ve disiplin dengesi gözetilmeli. Şeffaf iletişim ve güven inşası sağlanmalı.
Ancak şu bir gerçek, “dengede yürüme” (makul olan) senaryo gerçekleştiğinde de reel sektörün problemlerinin çoğu çözümsüz şekilde açıkta kalacak. Primer bütçe dengesi bundan 12-13 yıl önce %1’lerde iken şu anda şartlar ve hatalı politikaların masrafları gereği %3’lere çapa atmış durumda. Sırf bu fark bile senelik yaklaşık 60-65 milyar dolarlık ek bir yükün bütçenin sırtında taşındığı ve farklı finansman seçenekleri ile (ağır bir maliyetle) finanse edildiğini gösteriyor.
2026, Türkiye’nin mali disiplin testinin yıl dönümü olacak. Açıklar ve hazine dengesi yalnızca sayılardan ibaret değil; sürdürülebilirlik, güven ve politika koordinasyonu ile birlikte değerlendirilmeli. İyimser senaryoda istikrar kazanılır, baz senaryoda kontrollü ilerleme olur, stres senaryosunda ise kırılganlık artar. Düşünün, Şimşek göreve atandığından beri net 2.5 yıla yakın bir zaman geçti ve bütçe hala ip cambazlığı senaryosunun ötesine geçemedi.
Doğru hamleler yapılacak olunursa, mali dengeyi korumak mümkün. 2026 yılı, Türkiye için “mali geleceği test eden yıl” olacak ve bu testin sonucu, ülkenin ekonomik istikrarı ve orta vadeli büyüme perspektifini belirleyecek.























