(The Turkish Post) – EKİN TANYEL
Ortadoğu yeniden alevler içinde. ABD ve İsrail’in Şubat’ın son günü itibarıyla İran’a başlattığı ortak hava operasyonları, İran’ın misillemeleri ve ardından gelen Hürmüz Boğazı geçişlerinin fiilen kapanması, bölgenin sadece jeopolitiğini değil, küresel enerji piyasalarını da derinden sarsıyor. İran için ise bu çatışma, zaten kırılgan olan ekonomisini yıllarca sürecek bir çöküş sarmalına sürükleme riski taşıyor.
İran ekonomisinin temel zaafı yüksek petrol bağımlılığı. Devlet bütçesinin büyük kısmı enerji gelirlerine dayanıyor; ihracatının ezici bir payı ham petrolden geliyor. 2025 sonlarında bile yaptırımlara rağmen günlük yaklaşık 1.5-1.9 milyon varil ihracat sürdürebilen Tahran, savaşın ilk haftalarında Kharg Adası terminali ve diğer altyapılara yönelik saldırılarla birlikte bu kapasitenin büyük kısmını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. Tanker sigortaları 6-7 kat yükseldi ya da imkânsızlaştı, “gölge filo” bile çalışamaz hale geldi ve Hürmüz’ün kapanmasıyla İran’ın kendi petrolü bile dışarı çıkamaz oldu. Bu, devlet gelirlerine % 50-70’lik ani bir darbe demek.
Savaş ekonomilerinin bir diğer klasik sonucu da üretimde hızlı ve derin daralma… Sanayi tesisleri, rafineriler ve lojistik hatları hedef haline geliyor; yabancı sermaye kaçıyor, iç ticaret felç oluyor. İran zaten yıllardır SWIFT’ten dışlanmış, uluslararası finansmana erişimi sınırlı bir ülkeydi. 2025’te enflasyon %40-60 bandında seyrederken, riyal rekor düşük seviyelere (Mart 2026 itibarıyla açık piyasada 1 USD ≈ 1.66 milyon IRR) gerilemişti. Savaşın patlak vermesiyle sermaye kaçışı hızlandı, döviz kıtlığı derinleşti ve riyal üzerindeki baskı katlanarak arttı. İthalatın pahalılaşması gıda ve temel mallarda fiyat patlaması yarattı; zaten 2025’te gıda enflasyonu %70’i aşmıştı, şimdi bu oranlar kolayca %100’leri de büyük ihtimalle görecek.
Ekonomik daralmanın boyutu ise çatışmanın süresine ve şiddetine bağlı. Kısa süreli bir “hava savaşı” (birkaç hafta) durumunda bile İran GSYH’sinde %9-12 civarı küçülme öngörülüyor; altyapı hasarı sınırlı kalırsa toparlanma nispeten hızlı olabilir. Ancak Hürmüz’ün 4-5 hafta veya daha uzun süre kapalı kalması gibi senaryolarda (şu anki fiili durum buna yakın), küresel petrol arzında 15-20 milyon varillik kayıp oluşuyor ve bu İran’ı doğrudan köşeye sıkıştırıyor. Bağımsız tahminler, uzun süreli bölgesel savaşta İran ekonomisinin %15-25 daralabileceğini, hatta bazı aşırı senaryolar ise daralmanın %30-40’a ulaşabileceğini işaret ediyor. Bu, kişi başına milli gelirde on yıllarca geriye gidiş anlamına geliyor – zaten küresel ortalamanın çok altında olan refah seviyesi, orta sınıfı hızla eritecek.
Para biriminin çöküşü, enflasyon sarmalını besliyor. İran Riyal’inin değer kaybı ithalat faturasını katlarken, iç piyasada hiperenflasyon riski beliriyor. Beyin göçü hızlanıyor; genç, eğitimli nüfus ülkeyi terk ediyor. Yatırımcılar projeleri donduruyor, şirketler hayatta kalmaya odaklanıyor. Uzun vadede büyüme potansiyeli kalıcı hasar alıyor – 1980-88 İran-Irak Savaşı’ndan sonra olduğu gibi, toparlanmaları on yıllar sürebilir.
Üç ana senaryo öne çıkıyor:
- Baz senaryo: Uzun süreli düşük yoğunluklu çatışma ve yaptırımların sertleşmesi → Ekonomi “durgunluk-enflasyon” döngüsünde kalır. Yıllık büyüme sıfıra yakın veya negatif, enflasyon %60-100 bandında seyreder. Refah seviyesi 10-15 yıl geriye gider.
- Kötümser senaryo: Hormuz’un uzun süre kapalı kalması ve altyapıya ağır hasar → GSYH’de %20+ daralma, hiperenflasyon, kitlesel yoksullaşma. İran ekonomisi 2000’ler başındaki seviyelere, hatta daha geriye düşebilir – on yıllar sürecek bir “kayıp on nesil” sorunsalı güçlü ihtimal görünüyor.
- İyimser senaryo: Çatışmanın kısa sürede diplomatik çözüme evrilmesi → Hasar sınırlı kalır, rejim değişikliği veya normalleşme olursa enerji rezervleri ve genç nüfusla hızlı toparlanma mümkün. Ama şu anki tablo bundan biraz uzak gibi görünüyor.
Bugün gerçekçi tablo acımasız: İran ekonomisi çökmüyor belki, ama savaşın gölgesinde ilerlerken refah artışı imkânsız hale geliyor. Büyük çatışmalar cephede kazanılıp kaybedilmez; asıl fatura fabrikalarda, pazarlarda ve mutfak masalarında kesilir. Tahran için soru artık “savaşın sonucu” değil, “ekonomik yıkımın ne kadar derin ve kalıcı olacağı”. Tarih gösteriyor ki, silahlar sustuğunda gerçek maliyet ortaya çıkar – ve İran’ın önündeki yol, bu maliyetin ağırlığına göre şekillenecek. Bir üstüne havalar ısındıkça Tahran’ın devasa boyutlardaki su sorunu eklenecek.
























