(The Turkish Post) – Milliyetçi Hareket Partisi’ne (MHP) yakınlığıyla bilinen Türkgün Gazetesi’nde yayımlanan yazıda, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelik tapu kayıtlarını kamuoyuna açıklaması çağrısı dikkat çekti.
Gazetenin başyazarı ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin basın danışmanı Yıldıray Çiçek imzasıyla yayımlanan yazıda, kamu görevlilerinin üzerlerindeki iddiaları şeffaf biçimde yanıtlaması gerektiği vurgulandı.
Yazıda, “Elbette, yetkililerin üzerlerinde zerre şüphe ve şaibe bırakmayacak şekilde tüm iddiaları kamuoyu önünde açıklığa kavuşturması gerekir. Çünkü bu tür olaylarda en küçük bir gölge dahi toplum vicdanında uzun süre tartışma konusu olmaktadır” denildi.
“E-DEVLET ÜZERİNDEN AÇIKLAMALI”
Çiçek’in yazısında, Gürlek’in e-Devlet verileri üzerinden ayrıntılı bir açıklama yapması gerektiği vurgulandı.
Gürlek’in çeşitli açıklamalarına rağmen Özel’in iddialarını sürdürdüğü ifade edilen yazıda, “Özgür Özel’in Akın Gürlek hakkındaki tapu iddialarının, İBB’ye yönelik yolsuzluk ve rüşvet davasına gölge düşürmemesi için, Akın Gürlek’in kapsamlı bir basın toplantısı düzenleyerek tapu kayıtları ve e-Devlet verileri üzerinden kamuoyunu ayrıntılı şekilde bilgilendirmesi gerekmektedir” ifadelerine yer verildi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, daha önce yaptığı açıklamalarda CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in dile getirdiği iddialara yanıt vermişti. Ancak Gürlek, e-Devlet üzerinden tapu geçmişini de içeren bilgi ve belgeleri kamuoyuyla paylaşmamıştı.
Yazıda dikkat çeken bir diğer vurgu ise 31 Mart 2024’te yapılan Ankara Büyükşehir Belediyesi seçimlerine yönelik oldu.
Cumhuriyet Halk Partisi adayı Mansur Yavaş’ın kazandığı seçimde, AKP’nin adayı Turgut Altınok hakkında seçim döneminde gündeme gelen malvarlığı iddialarının, yenilginin en önemli nedenlerinden biri olduğunu ifade eden yazıda şunlara yer verildi:
“Nitekim yerel seçim sürecinde Turgut Altınok hakkında evler ve tapular üzerinden yürütülen tartışmalar, seçim atmosferini ciddi şekilde etkilemiş ve rüzgârın Mansur Yavaş lehine dönmesine neden olmuştur. Özellikle ekonomik krizin geniş kesimleri etkilediği bir dönemde, bu tür iddiaların kamuoyundaki karşılığı çok daha belirleyici hâle gelmektedir.”






















