(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
Türkiye’de üniversiteye adım atan gençleri karşılayan ilk gerçek, eğitim heyecanı değil, barınma kabusu oluyor. Özellikle büyükşehirlerde yurt krizi her yıl daha da derinleşirken, devletin bu soruna kalıcı bir çözüm üretmemesi öğrencileri adeta çaresizliğe mahkûm ediyor.
KYK KUYRUĞU, BELİRSİZLİK VE UMUTSUZLUK
Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) yurtları için binlerce öğrenci başvuruyor, ancak kapasite yetersizliği nedeniyle çoğu gencin karşısına “üç ay sonra ek kontenjan açılabilir” gibi belirsiz cevaplar çıkıyor. Üniversite kazanmış ama yurdu çıkmamış öğrenciler için aylar hayatta kalma sınavına dönüşüyor. İktidarın yıllardır dile getirdiği “gençlere sahip çıkma” söylemleri kâğıt üzerinde kalıyor; gerçekte öğrenciler kendi kaderine terk ediliyor.
ÖZEL YURTLAR VE EVLER: FAHİŞ FİYAT TUZAĞI
KYK’dan umduğunu bulamayan öğrenciler özel yurtların kapısını çalıyor. Ancak karşılaştıkları manzara hayal kırıklığından ibaret. İstanbul’da özel yurt fiyatları 5 bin TL’den başlayıp 20 bin TL’yi aşarken, Ankara ve İzmir’de de durum farklı değil. Ailesinden maddi destek alamayan bir öğrenci için bu ücretler eğitim değil, hayatta kalma meselesi haline geliyor. Öğrenciler, eğitim almak için geldikleri şehirlerde barınacak yer bulamadıkları için ya kayıtlarını dondurmayı ya da geri dönmeyi düşünmek zorunda kalıyor.
BELEDİYELERİN ÇABASI YETERSİZ, MERKEZİ YÖNETİM SESSİZ
Belediyeler, görece uygun fiyatlı yurtlar açarak yükü hafifletmeye çalışıyor; ancak bu çabalar, merkezi yönetimin ihmali karşısında bir damla niteliğinde kalıyor. Örneğin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 6 bini aşkın yatak kapasitesi var; ama yalnızca İstanbul’da yüz binlerce öğrenci barınma ihtiyacı içinde. İktidar ise bu tabloyu görmezden gelerek, sorumluluğu yerel yönetimlere ya da öğrencilerin ailelerine yıkıyor.
EĞİTİM HAKKI, BARINMA HAKKI İLE BAŞLAR
Barınma krizi sadece ekonomik değil, aynı zamanda psikolojik bir baskı yaratıyor. Yurt ya da ev bulamayan öğrenciler, derslerine ve sosyal hayatlarına odaklanmak yerine barınacak yer aramakla uğraşıyor. Bir kısmı ise eğitimini yarıda bırakmayı ya da kayıt dondurmayı bile düşünmek zorunda kalıyor. Sonuçta gençler, daha ilk adımda “okumak mı, barınmak mı?” ikilemine mahkûm ediliyor.
GELECEĞİ KARARTILAN GENÇLİK
Her fırsatta “geleceğimiz gençlerdir” denilse de gerçekte gençlerin en temel ihtiyacı olan barınma hakkı görmezden geliniyor. İktidarın bu sorunu çözmek yerine pansuman tedbirlerle ötelemeyi tercih etmesi, sadece bugünü değil, geleceği de karartıyor.






















