(The Turkish Post) – BÜNYAMİN ÜNAL
Birinin başarısını görüyorsun.
İçinde bir şey sıkışıyor.
Telefonu kapatıyorsun.
Bir arkadaşın terfi almış.
Bir başkası yeni bir hayat kurmuş.
Bir diğeri “hayatımın en iyi dönemi” diye paylaşım yapmış.
Ve içinden bir cümle geçiyor:
“Hak etmiyor.”
“Şansı var.”
“Abartılıyor.”
Bu yazıyı okurken bile birini düşündün.
Dur.
Bu çoğu zaman adalet duygusu değil.
Bu alarm.
Beyin Neden Kıyas Yapar?
İnsan beyni mutlak başarıyı ölçmez.
Göreli konumu ölçer.
“Ben iyi miyim?” diye sormaz.
“Ben, ona göre neredeyim?” diye sorar.
Çünkü benlik karşılaştırma üzerinden inşa edilir.
Bir başkasının yükselişi bazen bizim düşüşümüz gibi hissedilir.
Gerçekte düşmemiş olsak bile.
Haset dediğimiz duygu tam burada başlar.
Neden Bu Kadar Fiziksel Hissedilir?
Çünkü statü sadece itibar değildir.
Statü:
- Değer görmektir
- Güvenliktir
- Görünür kalmaktır
- Dışlanmamaktır
Beyin sosyal konumdaki gerilemeyi gerçek bir tehdit gibi işler.
Bu yüzden haset:
- Göğüste sıkışma
- Midede düğüm
- İç huzursuzluk
olarak hissedilir.
Bu zayıflık değildir.
Bu savunmadır.
Hasetin İki Yüzü Var
Bazen şöyle dersin:
“Demek mümkün. Ben de yapabilirim.”
Bu büyütür.
Ama bazen şöyle dersin:
“Onun düşmesi gerekir.”
İşte o anda haset kararmaya başlar.
Artık mesele onun başarısı değildir.
Mesele senin kırılgan benliğindir.
Asıl Mesele Gerçekten O Mu?
Haset çoğu zaman adalet arayışı değildir.
Bir başkasının yükselmesi,
senin değerinin azaldığı yanılgısını tetikler.
Ve bu yanılgı,
rakibinin düşmesini isteme arzusuna dönüşebilir.
Ama gerçek şu:
Rakibinin düşmesi seni yükseltmez.
Sadece geçici bir rahatlama sağlar.
Sonra aynı kıyas döngüsü yeniden başlar.
Neden Bugün Daha Yoğun Hissediyoruz?
Çünkü artık herkesin hayatı vitrin.
Beğeni sayıları değer ölçüsüne dönüştü.
Takipçi sayısı görünürlük demek.
Görünürlük değer demek.
Her gün görünmez bir sıralamanın içindeyiz.
Ve beyin bu sıralamayı durmaksızın güncelliyor.
Sürekli karşılaştırma,
sürekli içsel gerilim demektir.
Haset Gerçekten Masum Mu?
Haset insanidir.
Ama masum değildir.
Kronikleşirse:
- Sürekli kıyasa
- Değersizlik hissine
- İç çekilmeye
- İlişkisel soğumaya
dönüşebilir.
Haset seni ileri taşımaz.
Sadece başkasının düşmesini hayal ettirir.
Kırılma Noktası Nerede Başlar?
Kırılma şu cümlede başlar:
“Demek ki ben yeterli değilim.”
veya
“Onun düşmesi gerekir.”
Bu cümle kurulduğu anda savunma sertleşir.
Ve haset yakıcı hâle gelir.
Gerçekle Yüzleşmeye Hazır Mısın?
Haset ettiğin kişi sorun değil.
Sorun, onun yükselişini kendi eksilmen gibi okuyan zihnin.
Haset başkasını yakmaz.
Önce seni yakar.
Ve eğer fark etmezsen,
hayatını başkalarının hızına göre yaşamaya başlarsın.
Son Söz
Haset, başkasının yükselişini kendi düşüşün sanmaktır.
Bilimsel Not
Bu yazıda ele alınan çerçeve, sosyal karşılaştırma kuramına (Festinger, 1954) ve haset üzerine yapılan psikolojik araştırmalara dayanmaktadır (Smith & Kim, 2007). Nörogörüntüleme çalışmaları, sosyal karşılaştırma ve haset sırasında beynin sosyal acı ve tehdit ağlarının aktive olduğunu göstermektedir. Özellikle dorsal anterior singulat korteks ve anterior insula sosyal uyumsuzluk hissiyle; ventral striatum ise göreli ödül ve statü güncellemesiyle ilişkilidir (Takahashi ve ark., 2009; Fliessbach ve ark., 2007).
Sosyal değerlendirilme tehdidinin stres yanıtını artırabileceği ve kronikleştiğinde psikolojik iyi oluşu etkileyebileceği de deneysel bulgularla desteklenmektedir (Dickerson & Kemeny, 2004).
























