(The Turkish Post) – BÜNYAMİN ÜNAL
İnsan her zaman acıyı sevdiği için taşımaz.
Bazen acı, vazgeçemediği tek güvencedir.
Bazı insanlar çok şey yaşamıştır.
Haksızlık, ihmal, terk edilme, şiddet…
Bu gerçek inkâr edilemez.
Ama zamanla fark edilmesi zor bir kırılma olur:
Yaşanan acı, bir deneyim olmaktan çıkar; bir kimliğe dönüşür.
İşte tam bu noktada mağduriyet ile kurban rolü birbirinden ayrılır.
Mağduriyet Bir Durumdur, Kurban Rolü Bir Pozisyondur
Mağduriyet, insanın başına gelen bir şeydir.
İstemeden yaşanır.
Yaralar.
Kurban rolü ise, yaşananın etrafında zamanla kurulur.
İnsanı korur gibi yapar ama hareketsizleştirir.
Bu yazı, acıyı yaşayanı suçlamaz.
Ama şu soruyu net biçimde sorar:
Acı hâlâ yaşanan bir şey mi,
yoksa artık tutunulan bir yer mi?
Acının Gizli Kazançları
Kurban rolü çoğu zaman bilinçli bir tercih değildir.
Ama fark edilmeden bazı “kazançlar” sağlar:
- Sorumluluktan muafiyet
“Ben böyleyim çünkü çok şey yaşadım.” - Ahlaki üstünlük
Haklılık hissi, eleştirilemezlik, dokunulmazlık. - Görülme ve korunma
Acı anlatıldıkça ilgi sürer. - Değişimden kaçış
İyileşmek risklidir.
Çünkü iyileşince mazeretler de biter.
Bu kazançlar küçük görünür.
Ama insan zihni için güvenlidir.
Zor Soru: İyileşirsem Kim Olurum?
Kurban rolünden çıkmak sadece acıyı bırakmak değildir.
Aynı zamanda şu soruyla yüzleşmektir:
“Eğer artık mağdur değilsem, kimim?”
Bazı insanlar için bu soru, yaşanan travmadan daha korkutucudur.
Çünkü acı giderse:
- Alışılmış hikâye çöker
- İlişkiler değişir
- Sorumluluk artar
Bu yüzden zihin şunu seçebilir:
İyileşmek yerine aynı yerde kalmak.
Öğrenilmiş Çaresizlik: Acının Sabitlenmesi
Psikolojide buna öğrenilmiş çaresizlik denir.
Kişi artık denememeyi öğrenmiştir.
Çünkü denemek umut demektir.
Umut ise hayal kırıklığı riskini taşır.
Kurban rolü bu riski ortadan kaldırır:
“Zaten olmazdı.”
“Benim başıma hep böyle şeyler geliyor.”
Bu cümleler acıyı anlatmaz.
Acıyı sabitler.
Kurban Rolü Bir Olgudur Ama Bedelsiz de Değildir
Bu noktayı ayırmak çok önemlidir:
- Kurban rolü bilinçli bir manipülasyon değildir
- Çoğu zaman bir hayatta kalma stratejisidir
Ama bedeli vardır.
İnsan zamanla:
- Kendini sadece acı üzerinden tanımlar
- Gücünü görmez
- Değişebileceği alanları inkâr eder
Ve en acısı şudur:
Acı geçse bile, kimlik kalır.
Çıkış Nerede Başlar?
Çıkış, “Güçlü olmalısın” demekle başlamaz.
Çıkış, şu farkla başlar:
“Başıma gelenler benim suçum değil.
Ama hayatımın tamamı da olmak zorunda değil.”
Bu fark:
- Acıyı inkâr etmez
- Ama acıyı merkezden çeker
İyileşme, acıyı silmek değil;
acıyı tek hikâye olmaktan çıkarmaktır.
Sonuç: Acı Gerçektir Ama Kader Değildir
Acı yaşamak insanidir.
Ama acıyla yaşamak bir zorunluluk değildir.
Kurban rolü kısa vadede korur,
uzun vadede hapseder.
Ve belki de en zor ama en özgürleştirici gerçek şudur:
İnsan acısını bırakınca küçülmez.
İnsan acıyı bırakınca başlar.
Bilim ve Psikoloji Notu
Psikolojide kurban rolü; travma sonrası kimlik oluşumu, öğrenilmiş çaresizlik (Seligman) ve ikincil kazanç kavramlarıyla açıklanır. İkincil kazanç, bireyin yaşadığı sorundan dolaylı faydalar elde etmesi anlamına gelir; bu faydalar çoğu zaman bilinçdışıdır.
Travmatik deneyimler sonrası beyin, belirsizlikten kaçınmak için tanıdık duygusal durumları tekrar etmeye eğilimlidir. Bu nedenle acı, tanıdık olduğu için “güvenli” hissedilebilir. İyileşme ise bilinmeyene geçmeyi gerektirir; bu da kaygı yaratır.
Bu nedenle kurban rolünden çıkış, iradeyle değil; farkındalık ve güvenli destekle mümkündür.























