(The Turkish Post) – Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM’deki haftalık grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli’nin açıklamalarında öne çıkan başlıklar şu şekilde:
Timur’un Anadolu’da dört nala hakimiyet alanlarını genişlettiği dönemde Yıldırım Beyazıt’ın bir çoban kavalının yanık sesinden esinlenerek şunları söylediği rivayet edilmektedir: “Çal bre çoban çal…Ertuğrul gibi oğlun mu öldü? Sivas gibi şehrin mi yıkıldı?” İddia edebilirim ki bu topraklar üzerinde görülen felaketlerden zaferlere kadar her ne yaşanmışsa mahşeri vicdanda mazbuttur.
Yeni yüzyılın zorlu etaplarını birer birer geçerek, geçmişin çağrısını geleceğin çehresiyle birleştirmek gaye olarak önümüzdedir. MHP bu gayenin her yönüyle şuurundadır, Cumhur İttifakı bu gayenin icra ve ifa amacındadır. 21. yüzyılın ikinci çeyreğini Türkiye ve Türk milletinin lehine çevirmek mümkündür. Türk ve Türkiye yüzyılının bereket vadisinde muazzam gelişmelere imza atmak elimizdedir. 21. yüzyılın ikinci çeyreği bizi 2053’e yani İstanbul’un fethinin 600. yıldönümüne götürecektir. Stratejik hedefimiz bugün atacağımız güçlü temellerle süper güç Türkiye’yi inşa etmek olmalıdır. Yeni yüzyıl süper güçle taçlanmış bir Türkiye’ye gebedir. Uzun soluklu süreç sancılı olabilir, ağır sorun ve sıkıntıların gölgesi de üzerimize düşebilir. Zirveler kartalsız, coğrafyalar bozkurtsuz, gönüller Kızılelma’sız olmaz diyerek muzafferliğin mührünü bu yüzyılın anlına vuracağız.
Ekonomik büyüme, sosyal gelişme mihverinde zincirlerini parçalamış, kalkınma ve gelişme dinamiklerini eş zamanlı hayata geçirmiş milli ekonomimizle, kucaklaşmayı teşvik eden, ahlaki temizlik çerçevesi çizilen kültürümüzle, gelenekleriyle hepsinin öncesinde ise hukuki vasfı ile dünya çapında sivrilen Türk devlet ve yönetiminin müktesabatımızla ölürsem şehit, kalırsam gaziyim diyen büyük Türk milletiyle, ön alan ve öncü olan, devamlı seçenek üreten, donmak yerine akışta ve yatıştırıcı özellikleriyle, Terörsüz Türkiye adımının adım adım gerçekleştirmesiyle biliniz ki başaramayacağımız bir şey yoktur.
21. yüzyılın ikinci çeyreğinin daha ikinci gününde tarihte belki de hiç tesadüf edilmeyen bir haydutluk, bir korsanlık, bir insan kaçırma vakası yaşanmıştır. Karayip Korsanları filmi resmen tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşmiş, film seti Venezuela’nın başkenti Karakas’ta kurulmuştur. Öncelikle seçimle göreve gelmiş Maduro’ya karşı yapılan gayrimeşru ve hukuk dışı saldırıyı nefretle, şiddetle ve her yönüyle sadece kınamıyorum hepten lanetliyorum. Bu ayıp, bu ahlaki yıkım, bu hukuk tanımazlık, bu skandal eylem hiç kimseye hak, hiçbir ülkenin de imtiyazı değildir. Maduro’nun hataları, kanunsuz iş ve işlemleri varsa bile bunun silahlı ve zora dayalı techiyesi bir başka ülkenin yetki sahası içinde ele alınmaz. Muhattap Venezuela halkıdır, sorumluluk Venezuela halkınındır. Suçu olanın kendi ülkesindeki mahkemeler önünde hesap vermesi bir demokrasi ve hukuk normudur. Bir devlet başkanını ülkesinin başkentinde gece yarısı yatağından eşiyle birlikte sürükle sürüklene alınması ilk kez vuku bulmuştur. Dijital çağın yeni sürüm eşkiyalık taktiğiyle insan kaçırılmış, zorla lider transferi yapılmıştır.
Tarihte barbar kavimler Roma’yı nasıl istila etmişse aynısı Karakas’ta sahnelenmiştir. Bu tablonun ülkemizde yaşanan 15 Temmuz ihanetiyle benzerliği dikkat çekicidir. 3 Ocak 2026 tarihinin akşam saatlerinde bir televizyon kanalına gönderdiğim mesajda vurguladığım üzere ABD’nin Venezuela’da yaptığı müdahaleyle Maduro’yu iktidardan haksız ve hukuksuz şekilde uzaklaştırma girişimi tanıdık bir komplodur. Türkiye’de 15 Temmuz’da FETÖ eliyle gerçekleştirilen kalkışmada Cumhurbaşkanımız Erdoğan Marmaris’te bulunurken kendisine yönelik sergilenen yöntemle bugün Maduro’yu hedef alan yöntem birbirinin aynısıdır.






















