(The Turkish Post) – AYŞEM NARLI
Türk toplumunda bazı sorunlar çocuklukta başlıyor ne yazık ki. Örneğin, bireyin doğumundan büyüdüğü aşamaya kadar, her sorununda aile fertlerinde yanı başında bitiveriyor. Çocukların yemeklerini bile anneleri elleriyle yedirir. Onun kaşığı ağzına götürmesine bile fırsat verilmez. Hal böyle olunca, büyüme aşamasında bazı sorunlar da baş göstermiyor değil… Çocuklar, küçük yaşlardan itibaren sorumluluk almadıkları için, kriz anlarında kısır döngüye giriyor. Bundan dolayı da bir çözüm üretmeleri mümkün olmuyor. O zaman anne babaya düşen, çocuklara sorumluluk duygusunu aşılamak olmalı. Aksi durumda sorunlar yumağı büyüyerek, dalga olabiliyor.
Çocuklar, hayata sorumluluk bilinciyle gözlerini açmazlar. Doğarlar, büyürler, gelişirler ve gerekli bedensel ve zihinsel olgunluğa ulaşan çocuk artık hayatın içerisindeki bir takım alanlarda yer edinmeye başlar. Kendi kişisel ihtiyaçlarını karşılarken aynı zamanda evde, okulda ya da sosyal çevresinde kendisine verilen görevleri ve biçilen rolleri yapmak durumunda kalacaktır.
Çocuklara sorumluluk duygusu ya onları korkutarak, bağırarak, sürekli emir ve komut girerek ya da olumlu bir iletişimde çocuk olduğunu unutmadan yapması gerekenleri gerekçeleriyle birlikte anlatılarak, gösterilerek kazandırılır. Birinci yöntem kolay göründüğü için birçok anne-baba maalesef bunu tercih etmekte. Ancak; korkuyla ya da baskıyla verilmeye çalışılan sorumluluk bilinci maalesef çocukta korku, kaygı, panik ve endişe yaratmakta. Sürekli kendisine bağırılması ve ansızın denetlenmesi çocuğu sürekli diken üzerinde tutmakta ve kaygı seviyesini artırmakta. Zaten hassas olan çocuğun o küçücük yüreğine böylesine olumsuz ve ağır duygular yerleştirmek kazandırılmak istenen sorumluluk duygusunun içselleştirilmesi engelleyecektir. Çocuk o an ki korkuyla söyleneni yapsa dahi ilk fırsatta bundan vazgeçecek, yalanlara ve geçiştirme cümlelere başvuracaktır.
OLUMLU DAVRANIŞLAR DESTEKLENMELİ
Çocuk 3-4 yaşlarından itibaren evde kendisine bir yer edinmeye, anne-babasının beğenisini kazanmaya ya da onları mutlu ve memnun edecek bir takım şeyler yapma çabasına girecektir. Bu durum anne-babalar için fırsattır. Çocuğuna gelişim dönemine ve yaşına uygun görevler vermeli, bu konuda çocuğunu desteklemeli ve bu eylemlerinden sonra pekiştirecek aferinle-takdirler kullanarak onu desteklemeli. Evdeki bir birey olarak; tıpkı bir yetişkin gibi işe yaradığını ve yaptığı eylem sonrası takdir edildiğini gören çocuk daha fazla görev almaya ve daha çok sorumluluk sahibi olmaya özen gösterecektir.
Çocuğa görev vermeden onun potansiyelini bilemeyiz, kestiremeyiz. Bu bağlamda değerli anne-babalar çocuklarınıza küçük küçük sorumluluk vermekten lütfen kaçınmayınız. Pek çok anne-baba çocuğunu daha küçük oldukları gerekçesiyle sorumluluk vermekten imtina etmektedirler. Lakin; gelişim psikolojisinde her davranışın öğrenilmesi gereken bazı kritik zamanlar vardır. O zamanlarda kazanılmayan beceri ve davranışların ilerleyen zamanlarda daha zor kazanıldığı görülmektedir.
Çocuğunuza sorumluluk vermekten daha zor olanı ise; o sorumluluğun çocuk tarafından davranış haline dönüşmesidir. Görüşme yaptığımız birçok anne-baba kazandırmaya çalıştıkları bu sorumluluk duygusunun uzun sürmediğinden, çocuğunun yapması gereken görevi birkaç defa yaptıktan sonra artık görevini terk ettiğinden mustaripler.
Burada önemli olan kural koymak kadar koyulan bu kuralın gerekçelerini, hayatımızda nasıl bir yere sahip olduğunu da gerekçeleriyle beraber çocuğa açık, net, anlaşılır ve somut örneklerle açıklanmalıdır. Çocuğa sorumluluğunu yerine getirdiğinde neler olacağı, tam aksine sorumluluğunu yerine getirmediğinde ise ne gibi aksaklıklar olacağı örneklerle, senaryolarla çocuğa teker teker sabırla ve çocuğun gözlerinin içerisine sevgiyle bakarak anlatılmalıdır. Çocuğun dünyasında sevgi ve göz teması iki önemli kavramdır. Bu iki bileşeni kullanarak ve çok müşkülü çözüme kavuşturabilir, pek çok problemin üstesinden gelebilirsiniz.
ÇOCUKLARINIZA ROL MODEL OLUN
Sorumluluk ve değerler konusunda anne-babalar çocuklarına rol model olmalı ve geliştiren-değer katan anne-baba rolünü mutlaka kendilerine bir görev olarak bilmelidirler. Çünkü çocuk gördüğü şeyi yapmak isteyecektir. Bu bağlamda aile içerisinde tutarsız söylem ve davranışlar, günü birlik koyulan ve kaldırılan kurallar çocuğun gönül dünyasında maalesef karşılık bulmayacaktır. Görev ve sorumluluklarının farkında olan çocuk önceliklerini ve yaşam görevlerini kolay bir şekilde sıraya koyabilecektir. Erken yaşlarda gelişen bu görev ve sorumluluk bilinci çocuğu hem hayat yolcuğunda hem de akademik anlamda onu akranlarına göre daha başarılı kılacaktır. Bu bağlamda, çocuklarınızı sorumlulukla ödüllendirmek, hem sizlerin üzerindeki iş yoğunluğunu ve stresi azaltırken hem de çocuklarınızı ayakları yere sağlam basan, daha özgüvenli ve yeterliliklerinin farkında olan bireyler olarak yetişmesini sağlayacaktır.
























