(The Turkish Post) – ATALAY CAN
Türk sporu yıllardan beri kaliteli oyuncuları devşirmemekle eleştiriliyordu. Bu hamle, önceki yıllarda futbolda, atletizmde, eskrimde, güreşte ve masa tenisi farklı branşlarda denendi. Ancak yıllar içerisinde istenilen netice bir türlü alınamadı. Ama bir dönem Fenerbahçe ve Trabzonspor forması da diyen Brezilyalı Marco Aurélio, futbolda yeni bir başlangıç için kapı araladı. Nedendir bilinmez Türk vatandaşı olduktan sonraki ismiyle Mehmet Aurelio’dan sonra, milli takımın kadrosuna hiçbir oyuncu dahil edilmedi. Milli takım için sıra bekleyen ve kendi ülkelerindeki milli takım kadrolarına çağrılmamalarına rağmen, TFF gerekli adımları bir türlü atmadı. TFF, aynı kurallını devam ettiriyor. Ancak Avrupa geneline baktığınızda, takımların kadrolarında birden fazla devşirme oyuncunun bulunması dikkat çeken bir özellik olarak duruyor. Türk milli takımı yanlışından ne zaman döner, bekleyip göreceğiz.
Ama son dönemde TFF’nin aksine Türk Basketbol Milli Takımı’nın ciddi hamleleri dikkat çekiyor. Önceki gün EuroBasket 2025 A Grubu son maçında A Milli Erkek Basketbol Takımı, Sırbistan’ı 95-90 mağlup ederek 5’te 5 yaptı. 12 Dev Adam grubunu namağlup lider tamamlamayı başardı. Karşılaşmayı 28 sayı, 13 ribaund ve 8 asistle bitiren milli yıldızımız Alperen Şengün, maçın MVP’si seçilirken, takımda iki isim, yakından takip ediliyordu. Shane Larkin ve Nijerya doğumlu 2.08 boyundaki Adem Bono’ydu. Gerçek adı Ikechukwu Stanley Okoro olan milli yıldız, turnuvada yaptığı katkıyla, başta TBF Başkan Hidayet Türkoğlu ve ekibinin ne kadar doğru bir hamle yaptıklarını bir kez daha gözler önüne serdi.
DOĞRU VE KALİTELİ İSİMLER SEÇİLMELİ
Artık yeni süreçte sadece kendi öz varlıklarınızla istenilen başarıları elde edemiyorsunuz. Bunun sağlanması içinde, bazı özel yetenekleri, belirli testlerin ardından kadronuzda tutmak zorundasınız. Aslında Türk basketbolunun yıllardır tartışılan meselelerinden biri “devşirme oyuncu” meselesiydi. Kimileri, yabancı kökenli sporcuların milli formayı giymesini kültürel kimlik üzerinden eleştirir. Kimileri ise bunun, modern sporun bir gerçeği olduğunu kabul eder. Oysa asıl mesele, devşirilen oyuncunun kimliği değil, doğru isimlerin, doğru zamanda, doğru amaçlarla milli takıma kazandırılması başarısınız.
İşte Sırbistan maçı bize gösterdi ki, bu noktada Adem Bona örneği, üzerinde durulması gereken kritik bir başarı hamlesidir. Siyasi yıldız, 13 yaşında Türkiye’ye gelmiş, genç yaş gruplarından itibaren milli formayı terletmiş ve bu ülkeye aidiyet hissetmiş bir oyuncu olarak dikkatleri üzerine çekti. Bugün NBA’de forma giyen Bono, EuroBasket’te ay-yıldızlı takıma farklı bir güç kattı. Defansif ve hücum noktasında iyi bir grafik yakalayan siyahi yıldız, takım arkadaşlarıyla da ayrı bir uyum içerisinde. Kısacası mesele, sadece “bir yabancıyı milli yapmak” değil; potansiyeli, gelişim süreci ve milli takıma katkısı doğru planlanmış bir sporcunun kazandırılması olmalıdır. Bu kapsamda Adem Bono ve Shane Larkin, hem kalite hem de uyum yönünde tam isabet bir devşirme stratejisidir. Bu açıdan iki oyuncunun sürecini takip eden, yöneticisinden hocasına kadar bütün ekibi kutlamak gerekiyor.
BONO VE LARKİN, BASKETBOLA SEVİYE ATLATTI
Bono ve Larkin, örneğinde dikkate alınması gereken önemli bir kural vardır. Sporcu, yalnızca kısa vadeli bir çözüm için değil, uzun vadeli bir proje için devşirilmelidir. Bona örneğinde görüldüğü gibi, genç yaşta milli programın içine alınan oyuncu, aidiyet geliştiriyor ve kalıcı bir katkı sunuyor. Ayrıca bu süreçte dil sorununu da çözdüğünüzde, ortaya kaliteli bir hücum oyuncusu çıkıyor. Açıkça belirtmek gerekir ki, Milli takımın zayıf olduğu pozisyonlar devşirme yoluyla güçlendirilmeli. Türkiye uzun yıllardır atletik, blok tehditli bir pivot arayışındaydı. Adem Bona bu boşluğu doldurmakla kalmıyor, skor avantajına da büyük katkı sağlıyor. Diğer konuysa, devşirilen oyuncunun bireysel kalitesi kadar, takım içi uyumu ve karakteri de önem taşıyor. Bona’nın, Alperen Şengün ve diğer genç oyuncularla saha içi ve saha dışında uyum yakalaması, bunun en somut göstergesi olarak dikkatlerden kaçmıyor.
Bazen, devşirme politikasını başlı başına “iyi” ya da “kötü” olarak değerlendirmemek gerekiyor. Neticede İngiltere, Fransa ve Almanya gibi ülkeler yıllardan beri, açık pozisyonlarını devşirme oyuncularla kapatıyor. Kimi zaman yanlış tercihler yüzünden devşirme uygulaması faydasız gibi görünebilir. Ama Adem Bona gibi doğru örnekler, bu stratejinin milli takımı güçlendirebileceğini kanıtlıyor. Asıl mesele, günü kurtarmak için değil, geleceği kurmak için devşirme politikası izlemek gerektiği olmalıdır.
GENÇLİK SPOR BAKANLIĞI BİRİM KURMALI
Son olarak şunu belirtmem gerekir ki, devşirme sporcuların milli takımlara dahil edilmesi, yalnızca sportif bir tercih değil; aynı zamanda stratejik bir kalkınma politikası olmalıdır. Adem Bona vakası, Türkiye’nin bu alanda doğru yöntemler benimsediğinde uluslararası rekabet gücünü artırabileceğini açıkça göstermektedir. Kısacası TFF ve TFB başta olmak üzere, Türkiye’de milli takım seviyesindeki pek çok branşta da benzer adımlar atılmalıdır. Ancak öncelik doğru ve kaliteli oyuncuların tercih edilmesidir. Şayet bu aşama başarıya ulaşırsa, sadece basketbol değil, futbol ve diğer branşlarda da ciddi bir hamle gelebilir. Hatta Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın Bono ve Larkin örneğinden hareket ederek, doğru sporcuları tespit etmek için acilen bir birim kurması gerekir. Bu sayede hem bazı suiistimallerin de önüne geçilir hem de milli takımların kalite seviyeleri de üst seviyeye çıkarılır.























