(The Turkish Post) – ASLI GÜNEY
Türkiye’yi uzaktan takip etmek bile ruhuma kasvetli bir hava veriyor. Günlerce içine girdiğim girdaptan bir türlü çıkamıyorum. Hele ki çocuklara, köpeklere ve masum çaresiz insanlara karşı yapılan bazı ayrımcılıkları gördüğümde yüreğim yerinden çıkacak zannediyorum. Nedeni de çok açık. Kendim yıllardan beri vatanımdan uzakta yaşasam da aile fertlerim hala bu havayı soluyor. Kendim adına olmazsa da onlar adına endişe taşıyorum. Çünkü bu topraklarda ayrımcılığın son bulacağına dair hiçbir öngörüm yok. Tam aksine her gün bu hislerim artarak devam ediyor. Bu girdaptan ne zaman çıkacağımı da henüz kestiremiyorum.
Beni bu duygulara ne mi sürükledi? Birkaç gündür Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı Sinan Ateş’in eşini sosyal medya platformlarında dinliyorum. İnanır mısınız, Sinan Bey’in eşi Ayşe Ateş’i dinlerken benim ruhum daralıyor. Acaba Ayşe Hanım bu girdaptan nasıl çıkacak, kestirmek çok zor. Hele hele Ayşe Ateş’in “Acımı içime gömdüm” sözleri karşısında vallahi insanlığımdan utandım. Bir kadın tek başına Ankara’nın göbeğinde infaz edilen eşinin katillerini bulmaya çalışıyor. Açıkçası samanlıkta iğne aramaya çalışıyor. Aslında katilleri Ankara’da herkes biliyor. Ayşe Ateş’te çok iyi biliyor. İsim isim sayıyor. Ancak duyan, ses veren bir siyasetçi ve vicdanlı bir insan yok. İşin en tuhaf yanıysa, ülkücü bir siyasetçinin hakkını bugün sağcılar değil, sol görüşlü insanlar arıyor. Bu ayıp bile ülkücü camiaya yeter de artar.
Sinan Ateş meselesine yeniden döneceğim. Ankara’nın diğer önemli konusu ise Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne dair 20’si tutuklu 61 sanığın yargılandığı dava. Kaplan’ı başkentte yine herkes biliyor. Arkasında kimin ya da kimlerin olduğunu bilmeyen yok. Ancak açıkça tasavvur etmekten ziyade herkes popülist ifadelerle öne çıkmaya çalışıyor. Ancak Kaplan davasının dünkü duruşmasında önemli bir ayrıntı ortaya çıktı. Kaplan örgütü tarafından öldürüldüğü iddia edilen Mahfuz Tatar’ın kardeşi İlhan Tatar, duruşmada dinlendi. Ve eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ismini vererek tutanaklara geçirdi. İlhan Tatar, Ayhan Bora Kaplan’a ”Asıl uyuşturucu baronu sensin, seninle Süleyman Soylu” dedi. Bunun üzerine Ayhan Bora Kaplan, İlhan Tatar’a ”Devlet büyüklerimiz hakkında doğru dürüst konuş” diye karşılık verdi. Mahfuz Tatar’ın kardeşi İlhan Tatar, ayrıca ‘Bürokrasinin, hakimlerin ve savcıların olduğunu biliyoruz bu cinayette. Suç duyurularımız hiçbir şekilde dikkate alınmadı. Biz bu olayın aydınlatılmasını istiyoruz. Şikayetçiyim.” dedi.
SOYLU HAKKINDA ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULMALI
Şimdi gelelim asıl noktaya. Süleyman Soylu, İçişleri Bakanı olduğu dönem en ince ayrıntısına kadar inceleniyor. Hangi taşı kaldırsanız altından Süleyman Soylu çıkıyor. Organize suç gruplarının kayırılması, alan açılması, para karşılığında vatandaşlık verilmesi, bazı suç grubu liderlerinin yurt dışına çıkarılması karşılığında rüşvet alınması, 15 Temmuz döneminde Ayhan Bora Kaplan grubuyla birlikte hareket etmek gibi. Şimdi bu kadar suç isnadı varken, Soylu ortalarda gözükmüyor. Bu iddialardan öncelikle Soylu’nun temizlenmek için vekilliğin düşürülmesi talebinde bulunması gerekiyor. Hatta TBMM’nde araştırma komisyonu kurulması talebini en canlı onun haykırması gerekiyor. Çünkü ses vermemesinin tek bir sebebi olabilir. Suçluluk psikoloji en başta gelen faktörlerden biri olabilir. Ayrıca her suç örgütü lideri ile Soylu’nun fotoğrafının çıkması da sizce tesadüf mü? Maalesef değil. Bu açıdan TBMM Soylu’nun bakan olduğu dönemden, bıraktığı zaman dilimine kadar ince bir araştırma yapmalı. Aksi durumda, Soylu’nun adının geçtiği her soruşturma Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve AK Parti’ye eksi olarak yazacaktır. Erdoğan’dan muhtemelen bunun farkındadır. Çünkü AK Parti tabanı bu tür dedikodulardan en çabuk etkilenen topluluklar arasında yer alıyor.
SOYLU DÖNEMİ İNCELENMELİ
Buradan yeniden Sinan Ateş cinayetine dönelim. Rahmetli Ateş, Ankara’nın göbeğinde infaz edildiğinde Süleyman Soylu İçişleri Bakanlığı koltuğunda oturuyordu. Ancak soruşturmaya yönelik hiçbir işlem yapmadı, ya da yaptırmadı. Hatta bazı şüphelilerle boy boy fotoğrafları çıktı. Bunlar normal değildi. Şimdi siz Ayşe Ateş’in yerinde olsanız, bir bakan ile bir şüphelinin fotoğrafını görseniz ne düşünürsünüz? Ayşe Ateş’te sizin düşündüğünüz aynı şeyleri hayal ediyor. Artık siyaset davalardan ve soruşturmalardan el çeksin de gerçekler ayan beyan ortaya çıksın. Kamuoyu Sinan Ateş’in katillerini, talimat verenleri ve gizleyenleri görsün. Hem de bir kahraman edasıyla başkentte çaka atanların, görevlerinden el çektirildiğinde ne kadar aciz olduklarını müşahede etsin. Bunun için de siyasetçilerin yürek yemesi gerekiyor. Artık Türkiye 90’lı yıllarda değil. Artık kimse boş sözlerden korkmuyor. Öyle olsaydı Ayşe Ateş, Sinan Ateş’in katillerinin gözlerinin içine baka baka konuşmazdı. İşte gerçeğin insana verdiği büyük bir cesaret var. Ayşe Ateş’te vicdanının sesine kulak vererek, doğru bildiği yoldan emin adımlarla ilerliyor. Umarım ki, kimse Ateş’in önüne çıkmaz. Ve gerçekler de ayan beyan ortaya çıkar.
Bu kadar iddianın konuşulduğu bir dönemde, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya düşen de, bağımsız bir komisyonun önüne çıkmaktır. Suçu kesinleşmeden kimse suçlu ilan edilemez tabii ki. Hakkınızda bu kadar iddia varsa, bir siyasetçinin de susması hiç hayra alamet değildir. Çünkü sükut ikrar manası da taşır kimi zaman. Kamuoyu açıkça Soylu’nun hem Kaplan soruşturması, hem de Ateş cinayetine ilişkin bildiklerini konuşmasını istiyor. Bakalım Soylu ne zaman kendini savunacak?























