(The Turkish Post) – ASLI GÜNEY
Yukarıda başlıktaki cümleyi yanlış okumadınız. Bu sözler MHP lideri Devlet Bahçeli’ye ait.
Sayın Bahçeli bu cümleleri, partisinin 17 Ocak 2015 tarihinde düzenlediği “Siyaset ve Liderlik Okulu”nun 11. Dönem Sertifika Töreni’nden ayrılırken kullanıyor. O dönemde İstanbul’da meydana gelen ve MHP’li bir ilçe başkanının da ilgisi olduğu öne sürülen bir saldırı vakası var. Bundan dolayı da gazeteciler, toplantı çıkışı MHP liderini soru yağmuruna tutuyor. Bahçeli de, olayların içerisine MHP’yi çekme gayreti olduğuna dikkat çekerek, bundan sonra ülkücü gençliğin asla sokakta olmayacağına vurgu yapıyor.
Ne var ki, o dereden çok su aktı ne yazık ki. Bir dönem siyasete nezaket, itidal ve kaynaşma mesajı veren lideri Devlet Bahçeli gitti, yerine gazetecisine, siyasetçisine ve sivillere yönelik tehdit mesajları veren bir Bahçeli geldi. Benim tanıdığım Bahçeli kesinlikle bu değil ve olamaz da. Çünkü siyasette Devlet Bahçeli’yi tanıyan herkes çok iyi bilir.
Sayın Bahçeli birebir görüşmelerde olabildiğince nezaketlidir. Konuşurken bile karşısındaki inciteceğini, kıracağını düşünerek her daim ince ruhlu davranır. Ankara siyasetinin tozunu yutmuş kime sorsanız herkes aynı düşünce içerisindedir. Ancak Bahçeli, kamera karşısında biraz agresif bir davranış içerisine girer. Bu da siyasetin doğasında olan bir durumdur.

Geçtiğimiz günlerde uzaklardan da olsa, Sayın Bahçeli’nin 154 kişinin isminin geçtiği o konuşmayı internet üzerinden dinleme imkanı buldum. Kulaklarıma inanamadım. Sayın Bahçeli gibi siyasetin nezaket abidesi bir kişilik, bu tarz tehditleri neden kullanır, anlam veremedim. Benim görüşüm bu metin kesinlikle, Sayın Bahçeli’nin yakın danışma ekipleri tarafından hazırlanmış hedef gösterir nitelikte bir açıklamadan ibarettir. Fakat Bahçeli tarafından söyleme dönüştüğü için, onun sayfasına yazacaktır haliyle.
Şimdi düşünüyorum. Türk siyaseti bu hale nasıl geldi, ya da getirildi. Ankara’nın orta yerinde MHP’nin genç prenslerinden bir genç, infaz edildi. Hedef gösterilerek canice ve alçakça öldürüldü. Arkasında gözü yaşlı bir eş ve iki evlat bıraktı. O çocuklar artık baba kelimesini hayatları boyunca kimseye kullanamayacak. Başları sıkıştığında başlarını güvenle babalarının omzuna koyamayacak. İşte bütün mesele buradan çıktı. Sinan Ateş gibi bir genci sokak ortasında infaz edenlerin MHP’nin bazı yöneticileri ile irtibatları tespit edildi. Her ne kadar yargıda bulunan bazı hâkim ve savcılarla, olayların önü alınmak istense de atı alan Üsküdar’ı geçti.
Sokakta kime sorsanız, Sinan Ateş cinayetiyle MHP’nin bazı yöneticilerinin irtibatı olduğunu açıkça söylüyor. Söylemeyen sadece MHP yönetimi ve birkaç holigan.
GENÇLERİ SOKAKTAN ÇEKMİŞTİ
Bir dönem gençleri sokaklardan çektiğinde, MHP lideri Bahçeli’yi gönülden kutlamıştım. Kesinlikle haklı bir adımdı bu. Bahçeli yıllarca sözünde durdu. Asla gençleri sokağa çekmedi. Adım atanları da ocaktan bir bir dışladı. Ne olduysa son dönemde ocak yeniden yanmaya başladı. Sinan Ateş öncesinde, Ankara’da ve İstanbul’da gazeteciler ve siyasetçiler sokak ortasında vahşice dövüldü. Ancak ses çıkarılmayınca bu kez hızını alamayan gençler, Sinan Ateş’in başına sıktı.
Şimdi Sayın Bahçeli’ye soruyorum. Siz, geçtiğimiz günlerde aralarında siyasetçisinden gazetecisine, akademisyeninden normal vatandaşına kadar yüzlerce kişinin ismini tek tek açıkladınız. Şimdi sizin gençlerden birisi, sinirle ve kızgınlıkla bu isimlerden birine kötü bir şey yaparsa, sorumluluğu kim alacak? Asıl soru bu.
MHP NEDEN YARGIYA GÜVENMİYOR?
Son bir cümlem daha olacak. Keşke yargıya güvenseydiniz de Sinan Ateş cinayetinde soruşturmanın önünü açsaydınız. İşte o zaman kimse partinizi hedef gösteremezdi. Hatta MHP ismi kimsenin ağzına pelesenk olmazdı. Ancak birileri şüphelileri korudukça, herkes olayların arkasında MHP’nin olduğu yönünde bir kuşkuya kapılıyor. Umarım son basın toplantınızdaki açıklamanızı ve Ateş’in ailesine yönelik tavrınızı yeniden gözden geçirirsiniz. İşte o zaman yeniden gönüllerin siyasetçisi olacaksınız. Karar sizin.























