(The Turkish Post) – TOLGA YAVAŞ
Türkiye halkı üç-dört yıldır hemen her güne zam haberleri ile uyanıyor. Türk Lirası’nın değeri düştükçe TL kazananların alım gücü azalıyor. Meyve, sebze fiyatları cep yakıyor. Ev kiraları desen, aldı başını gitti. Özellikle büyük şehirlerde kirada oturanların, Hak yardımcısı olsun.
Son günlerde ev sahibi kiracı kavgalarında ölenler bile oldu. Dar gelirlilerin ev alması şimdilik hayal. Araba almak da artık kolay değil. İki yıl önce 170 bin lira olan sıfır kilometre aracın fiyatı 900 bin liraya dayandı. İnsanların fiyat algısı altüst oldu. Tüm bunlar ülkenin gitgide yoksullaştığını gösteren gerilemeler.
‘İTİRAZ’ YOKSULLUĞU…
Peki bir ülkenin yoksulluğu sadece bunlardan mı ibaret? Bana göre en büyük yoksulluk demokrasi yoksulluğudur. Tüm yoksullukları doğuran ve besleyen demokratik tepki ve itiraz kültürü yoksulluğu, diğer gelişmemiş toplumlar gibi bizim toplumun da başının belası.
Yağmur gibi yağan zamlara bir kaç sokak röportajında dile getirilen ‘bu kadar da değil’ sözü dışında geniş kitlelerden yükselen bir ‘yeter artık’ itirazını henüz duymadık. Aksine tüm ekonomik kötüleşmeye rağmen yoksullaşmanın faili konumundaki mevcut iktidar, son seçimlerde yine en yüksek oyu aldı. Bundan cesaret alarak şimdi hem vergilere hem de akaryakıt gibi her hanenin olmazsa olmazı ürünlere zam üstüne zam yaparak, boşalttıkları devlet hazinesini halkın parası ile doldurmaya çalışıyor.
MUHALEFET YOKSULLUĞU
Ülke ekonomik anlamda yangın yeri iken muhalefetin ne yapmasını beklersiniz. Tabii ki ezilenlerin sesi olmasını, tepkilere öncülük etmesini, toplumsal muhalefeti örgütlemesini ve halkın zararına olan düzenlemelerde iktidara geri adım attırmasını. Peki öyle mi oldu? Maalesef! Muhalefet parçalı yapısı ve kendi iç kavgaları nedeniyle halkın yangınına itfaiye olacak gibi görünmüyor. Birkaç cılız ses dışında olup bitenlere gür sesle itiraz ettiklerini henüz göremedik. Mesela, Motorlu Taşıtlar Vergisi bu yıl iki kez ödenecek. Yasa teklifi TBMM’den geçti. Ancak oylama sırasında muhalefet milletvekillerinin çoğunluğu Meclis’te değildi. Sonra akaryakıt ürünlerinin ÖTV’sine 6 TL birden zam geldi. Yine muhalefet sinik, tepkiler sönük. Yasa teklifine karşı toplumsal muhalefeti de örgütleyerek itiraz etselerdi, hükümete geri adım attırabilirlerdi. Yeni zamların önüne geçebilirlerdi. Peki öyle mi oldu? Tabii ki hayır. CHP’li Mustafa Sarıgül bununla ilgili hem özeleştiride bulundu hem de diğer muhalefet milletvekillerini eleştirdi.
Muhalefetin iktidarı eleştirmekten öteye gidemediği toplumda zamlar, pahalılık, enflasyon halkın geniş kesimini ezmeye, boğmaya devam edecek. Biraz ileri giden bireysel itirazlar ise iktidarın ‘terörist’, ‘hain’ iftiraları ile sindirilecek.
Sözün özü, toplum demokratik zenginliği tanımadan yoksulluktan kurtulamayacak.





















