(The Turkish Post) – Kamil Aslan
Haziran ayının ilk haftasıyla birlikte Türkiye’de transfer sezonu resmen açıldı. Başta dört büyük takımlar başta olmak üzere Süper Lig’de oynayacak takımlar daha önce anlaşmaya vardığı futbolcularla birer birer masaya oturmaya başladı. Bu kapsamda ligin en flaş takımı olarak Trabzonspor ön plana çıktı. Bordo Mavili takım anlaşmaya vardığı 3 futbolcuya imza attırdı. Birkaç oyuncu için de uygun ekonomik zeminin oluşması için yoğun bir mücadele veriyor. Ancak taraftarın beklentisine rağmen Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe henüz istenilen oyunculara bir türlü imza attıramadı. Ligin başlamasına üç haftadan az bir sürenin kaldığı düşünüldüğünde, gelen oyuncuların takıma motive olması ve Avrupa kupalarında başarılı olması pek mümkün görülmüyor.
İşte asıl sorun da burada başlıyor. Türk takımlarını Avrupa takımlarından ayıran temel faktör burada devreye giriyor. Avrupalı takımlar finansal bilançoları transfer yapmaya müsaitken, Türk takımları borç yükünü çevirmenin planını yapıyor. Örneğin Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor’un Kamuoyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yaptığı ilk 9 aylık finansal rapor bildirimlerine göre toplam borç miktarı 22,02 milyar liraya (1,1 milyar avro) ulaştı. Süper Lig’de liderlik koltuğunda oturan Galatasaray borç sıralamasında da ilk sırada yer alıyor. Geçen sezonu 759 milyon lira zararla kapatan ve bu sezon 17 futbolcu transfer eden sarı-kırmızılı kulübün toplam borcu 6,65 milyar lira. Galatasaray’ı 6,18 milyar lira Beşiktaş takip ederken, geçen sezon 836 milyon zarara uğrayan ve bu sezon 18 futbolcuyu kadrosuna katan sarı-lacivertli kulübün toplam borcuysa 5,99 milyar lira olarak kayıtlara geçti. Trabzonspor’un yapılandırılmış borcu ise 3,2 milyar lira seviyesinde.
Takımların bilançolarında son bir ayda kurda yaşanan şoklar yer almıyor. Çünkü takımların gelirleri Türk lirası cinsinden olup, ödemeleri Euro olarak verdiği düşünüldüğünde, kur artışının takımların bilançolarına en az 50 ile 100 milyon lira arasında bir zarar olarak geçeceği aşikâr. Beklenmeyen bu zarardan dolayı da takımlar bir türlü yeni transferlere imza attıramıyor. Taraftarlar ise bu hesaplamalardan habersiz takımlarında yeni yıldız oyuncu görmenin hayalini kuruyor. Çünkü hem sosyal medyayı hem de spor kanallarını açtıklarında karşılarına Avrupa’nın dev kulüplerinin kadrolarını milyon euroluk yıldızlarla güçlendirdiği haberleri çıkıyor. Bu ülkelerde ciddi bir enflasyon ve kur şoku olmadığından dolayı takımlar gelecek sezonun planlamasını çok kolayca yapabiliyor. Ancak Türkiye’deki takımların değil bir sezonu, bir aylık politikası bile olduğu kanaatinde değilim maalesef. Zaten söz konusu borç yüküyle bir şirketin devam etmesi mümkün değilken, siyasi iktidarların zorlamasıyla takımlar ite kaka ilerliyor. Söz konusu borçlanma da kulüplerin başkanlarını ve yönetim kurulu üyelerini bağlamadığı için, bilinçsizce paralar savrulmaya devam ediyor. Bir sezon daha yönetimde kalmak için kulüp yöneticileri bankalardan kredi çekerek, transfer yapıyor. Bu yöntemle gün kurtarılıyor ancak takımların ömründen ömür çalınıyor. Şayet söz konusu borçlanma limitlerine bir düzenleme gelmezse, birkaç yıl içerisinde birçok kulübümüzü banka yöneticileri kayyım olarak yönetmek zorunda kalacak. Bizden söylemesi.





















