(The Turkish Post) – KAMİL ASLAN – Selahattin Demirtaş son dönemin şüphesiz en prestijli siyasetçileri arasına adını yazdırdı. Demirtaş, Edirne Cezaevi’nde 6,5 yıldır tutuklu bulunması buna engel olamadı. Olmadı demek daha doğru olur aslında. Bunun birkaç nedeni var şüphesiz. Demirtaş’ın öncelikle tutuklanma sürecine ve ardından da cezaevinde verdiği mücadele odaklanmak gerekiyor. Demirtaş ne zaman ki, Erdoğan’a hitaben “Seni başkan yaptırmayacağız” dedi, işte o zaman idam fermanını imzaladı. Ama HDP eski Eş Başkanı bunu asla sorun etmedi. Yaklaşık 6 yıldır tutuklu olmasına rağmen, oradan siyaset yapmaya, siyasete yön vermeyi başardı. Paylaşımları milyonlarca insana ulaştı. Öyle ki 2018 yerel seçimlerinde iktidar, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ı mesajını yayın organlarında yer verirken, o iktidarın zeytin dallarını hep elinin tersiyle itmeyi tercih etti. Bundan dolayı da Demirtaş’a gönül veren genç Kürtler hiç sorgulamadan onu işaret ettiği, kişi ya da partilere oylarını verdi. Hiç düşünmeden.
İşte o Demirtaş 14 Mayıs ve 28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de siyaset yaptı. Edirne’den her gün avukatları aracılığıyla düşüncelerini ve mesajlarını partisine ve sevenlerine gönderdi. Özellikle 14 Mayıs milletvekilliği seçimlerinde partisinin değişim yapması gerektiğini, içindeki statükocu grupları pasifize etmesi gerektiğine vurgu yaptı. Hatta hiç düşünmeden terör örgütü PKK’nın her şiddet çağrısının önünde çekinmeden durdu. Neden mi? Kürt sorunun çözüm noktasının Meclis olduğunu düşündüğü için. Ancak bir grup ise sorundan nemalandığı için Demirtaş onlara çok ağır geldi. Kimi zaman Demirtaş’ı ılımlı ve çözüm odaklı mesajları dikkate dahi alınmadı. Aslında Demirtaş sadece kendisi için yatmıyordu cezaevinde. Partisinin de bir tutsağıydı orada. Ama geçen 6,5 yılda partisi ne tam manasıyla kendi sorununa bir çare üretti, ne de kendisi gibi tutsaklık yaşayanlara. Meclis’te konformist yaşamının bozulmasını istemeyen bir grup siyasetçi arkadaşına küskündü Demirtaş. Yıllarca da bunu ailesine ve avukatlarına aktardı. Ona göre; “HDP, Demirtaş’ı yok saydı. Önerileri dinlenmedi.” Neticede artık onun mesajlarının bir anlamı da yoktu. Demirtaş da çareyi arkadaşlarıyla arasına keskin bir mesafe koymakta buldu. Demirtaş artık genç yaşında siyaseti bırakma kararı aldı. Ancak Türk siyaseti için Demirtaş hep bir figür olarak kalacak bundan kimsenin şüphesi yok. Neden mi? Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kırmızıya boyanan renklere bakıldığında, Demirtaş’ın Kürt seçmen için ne kadar büyük bir öneme sahip olduğu ortaya çıkacaktır. Aslında Demirtaş, İmralı’da bulunan Abdullah Öcalan’ı diri diri toprağa gömdü. Hem muazzam nizam bekçileri hem de Kürt siyasetinin statükocuları bundan dolayı Demirtaş’ın idol olarak anılmasından rahatsız. Bazı HDP siyasetçileri de Öcalan’ın Demirtaş’ın gölgesinde kaldığı için onun mesajlarını görmezden geliyor. Demirtaş ile HDP arasında suların ısınmasına neden olan olaylarının temeli bu. Demirtaş, kendisine yapılan onca uyarıya karşın, çözümden, siyasetten ve barıştan başka bir şarkı söylemedi. Benim gözlemim bundan sonra da Demirtaş, aynı şarkıyı söylemeye devam edecek gibi. Bugün bir sonuç alınamıyor gibi gözükse de, Demirtaş toprağa bir fide dikti. Toprağa düşen her su damlası o tohuma can verecektir. Zamanı geldiğinde de, çınar olacağından kimsenin şüphesi olmasın.





















