(The Turkish Post) – SAFA KAR
Ankaragücü Başkanı’nın hakem Halil Umut Meler’i yumruklaması ve tekmelemesi sonucu oluşan ağır ve kasvetli havaya biraz mola verelim. İçeride maçlar süresiz ertelenmişken gözümüzü Avrupa’ya çevirelim. Ve bir nebze de olsa ülkenin üzerine futbol sahasından yayılan kara bulutları dağıtmaya çalışalım.
Şampiyonlar Ligi’ndeki temsilcimiz Galatasaray Kopenhang’ta sahne aldı. O Kopenhang ki… Sarı Kırmızılı takım 2000 UEFA kupasını Avrupa devi Arsenal’a karşı bu şehirde kazandı. 23 yıl sonra aynı şehir ayrı statta dün akşam bir başka kader maçına çıktı. Acaba Danimarka’nın başkenti bu kez de uğurlu gelecek miydi? Ama rakibi ev sahibi Kopenhang’dı. Kağıt üzerinde puanlar gibi, şanslar da eşitti. Sarı Kırmızılı takım önceki maçlarda üst düzey futbol oynadı. Bir dünya markası olan Bayern Münih’e sahayı dar etti. Ama oyun ve gole yakın pozisyon olarak… Ne yazık ki üstün oyununu skora yansıtamadı. İçeride basit hatalar sonucu Kopenhang ve M.United’e 2-2 ve 3-3’lük bol gollü skorlarla puan kaptırdı.
En azından birisini kazanabilseydi şansı çok farklı olurdu. Kopenhang’ta umudu besleyen en önemli faktör işte bu teknik ve oyuncu kalitesiyle göz dolduran iyi futboluydu. Rakibin tek özelliği çok koşan, 90 dakika yorulmayan, pes etmeyen diri bir takım olmasıydı. Gecenin ilerleyen saatlerinde başlayan maç neredeyse gece yarısı bitti. Ve Galatasaray iyi oynadığı, pozisyonlar bulduğu bir karşılaşmayı daha skora dönüştüremeden sahadan boynu bükük ayrıldı.
Pahalı transferler, sihirli ayaklar önlerine kadar gelen meşin yuvarlığı kale çizgisinden içeri itemedi. Kontra bir pozisyonda defansta az adamla yakalandı ve tek golle Şampiyonlar Ligi’ne veda etti. Ve ilk 16 takım arasına giremedi. Maçın teknik, taktik yorumunu ve oyun analizini yapacak değilim. Ben daha çok sonuçla ilgileniyorum. Evet, Galatasaray çok şey kaybetti. Ama her şeyi değil. Kopenhang’ta kaybedilenler konuşulurken ‘para’nın nazara verilmesini çok sağlıklı bulmuyorum. Gruptan çıkabilseydi para da kazanacaktı. Tamam, günümüz futbolu bir endüstri. Spor ve amatör ruh ikinci planda. Maddi gelir sadece kulübün muhasebesini ilgilendirir.
Taraftar ve futbol sever işin moral, itibar ve psikolojik yönüyle ilgilidir. Her başarıyı parayla ölçmek, moral değerleri paraya indirgemek can acıtıcı. 16’ya kalmanın maddi kazancı olabilir… Lakin manevi ve moral kazancın yanında paranın ne hükmü olur. Futbolun endüstri boyutu inkar edilemez kabul ediyorum ama beni maddiyat dışındaki yönleri alakadar ediyor.
GÖZÜ KUPAYA DİKMEK LAZIM…
Galatasaray ve Türk futbolu ne kazandı ne kaybetti? Bu soruya kaybedilenin parasal değeriyle mi cevap vermek lazım. Hayır. Galatasaray zorlu grupta üçüncü sırayı aldı ve Avrupa Ligi’ne devam edecek. Avrupa’da yine var yani. Bu bir teselli elbette. Ama asıl olan Şampiyonlar ligiydi. Sadece kıtanın değil dünyanın gözü de bu ligde çünkü. Burada bir Türk takımının bulunması Türk futbolu için de kıymetli olacaktı. Fakat Galatasaray Kopenhang’tan çıkamadı.
İstanbul’da kolay kaybedilen puanlara üzülmemek mümkün mü? Artık dün, dünde kaldı. Bu grupta üçüncülüğü de başarılı addetmek ve gözü kupaya dikmek lazım. Bir zamanlar Avrupa’nın fırtına gibi esen kupalara ipotek koyan İngiliz devi M. United’i geride bırakmak kolay iş mi? Sıralamada sürprizi Kopenhang yaptı. Bu takım Türk takımları için duvar oldu. Daha önce de Trabzonspor’u elemişti. Şimdi geriye değil önümüze bakma zamanı…
Bu nitelikli kadro Avrupa Ligi’de final oynamalı. 2000 yılında Kopenhang’ta biten yol, şimdi başka bir kupa macerası için bu şehirden başlıyor. Bu şehir sarı kırmızılılar için pekala ‘kupa talihi’ olabilir. Bu kez Kopenhang zaferin olmasa bile zafere giden yolun başlangıcı ve umudun filizlendiği yer olabilir. Her takım ve taraftar için Avrupa’da olmak çok önemli. İç başarıların tatmini bir yere kadar…
Uluslararası sahneye çıkmadan, adını Edirne’nin ötesinde duyurmadan büyük kulüp olunmaz. Galatasaray ve Türk futbolu hala 2000 Avrupa kupasının ekmeğini yiyor. Maalesef dış dünyada pek başarılı olduğumuz söylenemez. Türk takımlarının Avrupa yolculuğu çok kısa sürüyor. Takımlar bir kaç turun ardından elenerek içeriye dönüyor. Başarı kriterini Avrupa olarak koymak gerekir. Eğer futbol kalitemiz Avrupa kriterlerine vurulduğunda ortanın altına düşüyorsa durumumuz iç açıcı değildir.
Galatasaray ve Fenerbahçe’nin uzun süren bir fetret döneminin ardından bu sezon orta çıtasını yakalamak ve üstüne çıkmak için zorladığını söylemek gerekir. Eğer her iki takım da finallere kadar ilerleyebilirse hem kendi kulüpleri hem de Türk futbolu kazançlı çıkar.





















