(The Turkish Post) – ASLI GÜNEY
Mayıs ayında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimi Ankara’da dengeleri ters düz etti. Bir dönenin kudretli İçişleri Bakanı Süleyman Soylu bir anda koltuğundan oldu. Hatta bir dönem Ankara kulislerini yakından takip edenler Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kesinlikle Soylu’yu görevden alamayacağını bile iddia etmişti. İçişleri Bakanı Soylu’nun elinin çok güçlü olduğunu bile öne sürmüştü. Ben ise acizane uzaklardan ‘çok bilmiş’ dostuma “Erdoğan siyaset bükücüdür. O görevden almayı da göreve getirmeyi de çok iyi bilir. Kimsenin canını acıtmaz” demiştim.
Gerçekten de Erdoğan, son dönemde siyasi olarak farklı bir konumda. Kendi deyimiyle A’dan Z’ye kadar onlarca senaryo üzerinde rahatlıkla çalışır. Her şeyin zamanlamasını iyi ayarlar. Birini görevden alacağı zaman da kibarca davranır, kalbini kırmaz, canını da acıtmaz. Asla medya istedi diye ne bürokratını ne de bakanını yem eder. Onun değişiklik için tek bir gerekçesi vardır. Zamanlama.
Nitekim Erdoğan, Soylu’yu görevden aldığında da Ankara’da taşların oynayacağı iddia edilmişti. Erdoğan’a rağmen! Soylu’nun görevden alınmasına MHP lideri Devlet Bahçeli’nin tepki göstereceğini bile iddia etmişti bazı çok bilmiş Ankara gazetecileri. Netice Erdoğan’ın istediği gibi oldu. Zamanlaması dolduğunda Soylu bir görev değişikliği ile koltuğunu bırakmaz zorunda kaldı. Devlet Bahçeli de bu değişikliğe hiçbir tepki göstermedi. Hatta bugünlerde Bahçeli’nin Soylu’ya randevu bile vermediği gazeteciler tarafından sürekli dillendiriyor. Bahçeli’yi bilmem de Erdoğan’ın vermediği kesin gibi. Çünkü yapılan operasyonlara bakıldığında hedef sürekli Soylu gibi gösteriliyor. Erdoğan aslında kirlenen bir düzeni yine bir bakanına temizlettiriyor aslında. Çünkü Erdoğan hiçbir bakanının ekip kurmasını, bir bakanlıkta güçlenmesini istemez. Soylu da muhakkak güçlendi ki, Erdoğan’ın bir hamlesiyle tuz buz edildi. Hem de medya operasyonlarıyla. Bir dönem kanal kanal gezen eski bakanı hiçbir kanal canlı yayına çıkarmıyor. Çünkü görünen kısmıyla Saray ekibi buna izin vermiyor. Emniyet ve yargı camiasında yapılan temizliğe de sonuna kadar destek veriyor. Bir taşla birden fazla kuş vuruluyor haliyle.
Gelelim asıl meseleye. Soylu’dan sonra göreve gelen İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya gerekten çok hızlı giriş yaptı. Yerlikaya, bakanlığı yıllardan beri bilen bir bürokrat. Bir de insan ilişkisi çok iyi. Kadroları yakından tanıdığı için birkaç günlük brifing ona yeterli geldi. Geldikten birkaç hafta içinde emniyet kadrosunda ciddi değişiklikler yaptı. Adı Soylu ile anılan onlarca emniyet müdürü ve daire başkanını görevden aldı. Yerine referansı sağlam ve iletişime açık bürokratları getirdi. Bu kapsamda Ankara Emniyet Müdürü Servet Yılmaz ilk giden isimlerden biriydi. Yılmaz’ın adı çoğu kez Soylu’ya yakın olmakla itham edilmişti. Aslında bürokrat devlete yakın olur. İsme değil. Neyse…
Yılmaz’ın ardından Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne bir dönem istihbarat Dairesi Başkanlığı yapmış bir isim olarak Engin Dinç geldi. Dinç’i Ankara bürokrasisi yakından tanır. Medyatik olmayı sevmez ama işini gerçekten iyi yapar. İyi bir devlet adamı dersek yerinde bir yaklaşım olur. Dinç geldiği ilk hafta Yılmaz ile adı anılan bazı yapıların ipini çekti. Tabii ki Dinç, Ankara’nın merkezinde operasyon yaparken İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın haberinin olmaması mümkün değil. Tabii ki Bakan onayıyla operasyon dersek yerinde olur. Dinç ilk neşteri Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yakın olduğu iddia edilen mafya lideri Ayhan Bora Kaplan’a yaptı. Kaplan ve ekibi iyi bir medya operasyonu ile hedef haline getirildi. Söyledikleri aslında çok önemli şeylerdi. Ancak tepkisiz kalınması düşündürücüydü. Belki de Kaplan operasyonun ikinci perdesi de yakında gelir. Burası Türkiye. Gerçekten iddia ettiği gibi bazı üst düzey bürokratlara rüşvet vermişse vay yargının haline. Hem de en kritik isme vermişse bu rüşveti, o zaman iki defa düşünmek gerekiyor. Kendi iddiasına göre; rüşvet karşılığı bazı dosyaları sümenaltı edilmiş. Gerçekten tuz kokmuş cinsten bir iddia.
Şimdi gelelim temel meseleye. İktidara yakın Sabah gazetesi Haber Koordinatörü Abdurrahman Şimşek, Ayhan Bora Kaplan operasyonuna ilişkin Ankara Emniyet Müdürlüğü’nü hedef aldı. Aslında Ankara Emniyet Müdürlüğü’nü değil. Emniyetin tepe yöneticisi Engin Dinç’i hedef aldı. Dünyada böyle bir şey olamaz. Gazeteci işini yapar. Tarafını göstermez. Ama burada gazeteci elinde bir sopayla Dinç ve ekibi alenen tehdit etti. Bu şahıs sıradan bir isim değil haliyle. Sabah grubu denildiğinde akla önce Berat Albayrak ve ağabeyi Serhat Albayrak gelir. Şayet önümüzdeki günlerce Şimsek paylaşımı silmez ve kurumla ilişiği kesilmezse o zaman bunun Sabah grubunun bilgisi dahilinde bir paylaşımını olduğunu anlayacağız. Tam tersi olursa su akar yolunu bulur diyeceğiz. Yani Şimsek ile ilgili birkaç gün içerisinde herhangi bir adım atılmazsa Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde görev değişiklikleri kapıda demektir. Bekleyip göreceğiz. Bana sorarsanız Sabah grubu Abdurrahman Şimsek ile ilgili hiçbir işlem yapmaz, yapamaz. Okumaların bana onu gösteriyor. Şimsek bu kadar özgüvenle paylaşım yapabiliyorsa bir bildiği vardır muhakkak. Çünkü Soylu ve ekibini çok severdi.
Son kertede top Ankara Emniyet Müdürü Engin Dinç’te olacak. Bu salvolar karşısında operasyonu yapan ekibine sahip çıkarsa hem kendini büyütür hem de sahiplenenleri. Çünkü şu var ki Şimşek’in paylaşımından İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’da çok rahatsız. Bu haliyle Bakan Yerlikaya, Dinç ve ekibine sahip çıkacak. Bu aşamadan sonra Kaplan’ın ifadesinde geçen ikinci aşama operasyonlar gelecektir. Sorun da zaten buradan kaynaklanıyor.
Abdurrahman Şimsek, yargıdaki rüşvet operasyonun önünü kesmek istiyor. Bağırmaların tek sebebi bu aslında. Tamamen duygusal…





















