(The Turkish Post) – Mustafa Özel
14 Mayıs seçimlerinden yenilgiyle çıkan muhalefet, ne yenilgi sonrası psikolojiyi yönetebildi ne de yağmur gibi yağan zamlar karşısında muhalefet olmanının sorumluluğunu yerine getirebildi. Darmadağınık, her biri kendi içinde didişen, topluma hiçbir umut vaat etmeyen, küçük çıkar odaklı siyaset yürüten partiler, muhalif seçmenin büyük bir kısmını siyasete küstürdü. Daha doğrusu siyasete olan inancını yok etti.
Adı sanıyla kabul edilmeyen yenilgi, nitelikli bir özeleştiri ya da istifa mekanizmasının yokluğu, siyasetin doğası gereği büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Bu hayal kırıklığının büyüklüğü o derece ki birkaç ay öncesine kadar esamesi okunmayan, çektiği videolarla dalga geçilen, “TikTok fenomeni” diye küçümsenen Mustafa Sarıgül, bir anda “kurtarıcı” pozisyonuna yükseldi.
MUHALEFETSİZLİK…
CHP’de devam eden ve ne olduğu anlaşılmayan “değişim” tartışmaları, lider sultası, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’la 3 bakanlık ve MİT Müsteşarlığı karlılığı imzaladığı “gizli protokol”, Ekrem İmamoğlu’nun öncülük ettiği değişim yanlılarının hep “eskilerden” olması gibi sebepler ana muhalefet partisi rolündeki CHP’yi adeta bir sorunlar yumağı olarak halkın karşısına çıkardı. “Ne yaparsa yapsın bir şey değişmez” ya da “Ağzıyla kuş tutsa yine yüzde 25 alır” denilen CHP, kendi içindeki tartışmaları bitiremediğinden, seçimdeki ağır yenilginin de en büyük sorumluluğunu taşıdığından, son günlerde “hayal kırıklığının genel merkezi” konumunda.
Sadece CHP’li seçmen değil, altılı masayı oluşturan tüm siyasi partiler ile o masanın dışındaki sol, sosyalist partilerde de durum pek parlak değil. Seçimden önce büyük ilgi gören ve “ünlü akınına” uğrayan Türkiye İşçi Partisi (TİP) ne zam ve vergi yükü altında ezilen halkın yanında görünüyor, ne de sadra şifa etkili bir muhalefet yapabiliyor.
YEŞİL SOL PARTİ ALTERNATİF “ANA MUHALEFET” OLABİLİR/Dİ…
Seçimden yara alarak çıkan ve kongre hazırlıkları yapan Yeşil Sol Parti’de de durum farklı değil. CHP’nin iç tartışmalarla adeta silindiği ortamda “ana muhalefet partisi” rolüne hızla girebilecek bir ortam olmasına rağmen, beklenen hamle bir türlü yapılamıyor, zam ve vergi gündemi, basit Meclis önergeleri ve açıklamalarının ötesine geçemiyor. Sokaktan çekilmiş bir siyasetin günahı, TBMM’ye sunulan önergelerin sosyal medyada afili cümlelerle paylaşılmasından ibaret yeni “muhalefet”e yükleniyor. Oysa Türkiye’deki en “politik” tabanına sahip Yeşil Sol Parti, yapacağı muhalefetle “muhalefet” boşluğunu doldurabilir, en etkili siyasi aktör konumuna yükselebilirdi. Ancak belli ki “sokaktan uzan siyaset” belası Yeşil Sol Parti’yi de dar alana sıkıştırmış, TBMM’ye mahkum etmiş.
SARIGÜL NEDEN ÖNE ÇIKTI?
Okumuşsunuzdur: Muhalefetin seçimleri kaybetmesi sonrası CHP’de yaşanan değişim tartışmaları ekseninde Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan (İBB) adayı olup olmayacağı merak ediliyor. ORC Araştırma şirketi, yerel seçimlere yönelik sahaya indi ve Ekrem İmamoğlu’nun aday olmaması durumunda muhalefetin İBB adayının kim olabileceğini sordu. Listenin başında CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül yer aldı. Peki ne oldu da daha birkaç ay öncesine kadar insanların “kola şişesini tokatlıyor”, “tüpe tokat attı”, “TikTok fenomeni” gibi alaylı ifadelerle küçümsediği Sarıgül bir anda “en güvenilir” konumuna yükseldi, İstanbul Belediye Başkanlığı için en güçlü alternatif olabildi?
Galiba işin sırrı Sarıgül’ün seçim kampanyasındaki performansıyla ilgili. Seçimden sonra CHP’ye katılma kararı alan Türkiye Değişim Partisi lideri Sarıgül, Kemal Kılıçdaroğlu’nun altılı masanın cumhurbaşkanı adayı olarak açıklanmasının ardından CHP’nin Erzincan milletvekili adayı olarak açıklanmıştı. O ana kadar başta CHP’liler olmak üzere, neredeyse tüm muhalif kamuoyunun alay ettiği Sarıgül, bir anda en makul açıklamaları yapan, muhalefetin birleşmesi için ter döken Sarıgül’e dönüştü.
Seçim boyunca Erzincan’ı karış karış dolaşan Sarıgül, ayak basmadık yol, çalmadık kapı bırakmadı. Sokakta, vatandaşla içiçe seçim kampanyası ile Sarıgül, on yıllar sonra CHP’ye Erzincan milletvekilliği kazandırmayı başardı. Seçimden sonra CHP’de başlayan “değişim” tartışmaları için de olgun açıklamalar yapan Sarıgül’ün tavrı, görünen o ki muhalif seçmenin dikkatini çekmiş.
CHP BIKTIRDI, İMAMOĞLU GECİKTİ: SARIGÜL PARLADI
CHP’de artık bıkkınlık veren tartışmalar, tüzük kavgaları, kongre kavgaları ve Ekrem İmamoğlu’nun öncülük etmek istediği ancak bir türlü olgunlaşmayan/geciken “değişim” çıkışı, Sarıgül’ün yıldızını parlatmışa benziyor. İnsanlar, CHP’nin son 20 yılında imzası olan isimlerin “değişim” cephesinde olmasından o kadar bıkmış ki, değişimi, en beklenmedik isimde, Sarıgül’de arıyor. Oysa aynı Sarıgül, 2014 Yerel Seçimleri’nde CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adayı olmuş, başkanlığı AK Parti adayı Kadir Topbaş’a 7 puan farkla kaybetmişti.
Ankete katılan muhalif seçmenin (hadi CHP’li diyelim) altılı masa, CHP, Ekrem İmamoğlu ekseninde devam eden tartışmalardan usandığı ve “yeni bir yüz” arayışına girdiği anlaşılıyor. O “yeni yüz” ise, eski ve oldukça tanınan bir yüz. Siyaset üretemeyen muhalefet, seçmeni “eski” ama çalışkan, pragmatist ama olgun tavırlı Mustafa Sarıgül’e adeta itmiş durumda.
HAKİM DURUM “FIRSAT”A UYGUN…
Sarıgül, kendisine yönelik ilginin ne kadar farkında ya da bu ilgiyi nasıl yorumluyor şimdilik bilinmiyor ancak görünen o ki muhalefetin yokluğu ve umut kırıcı tavrı sürdükçe, siyaset “yeni” isimlerin yıldızını parlatmaya devam edecek.
Muhalefetin düştüğü yer ve seçmeni düşürdüğü durum, aynı zamanda yeni “fırsatlar” doğurabilir. Yeni partiler, yeni siyasetçiler, yeni liderler. Tarihin en büyük ekonomik krizindeki bir ülkede, siyasetin hep aynı isimlerle süreceğini kim söyleyebilir ki?





















