(The Turkish Post) – ASLI GÜNEY
“Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem
Biri ecdadıma saldırdı mı, hatta boğarım!
Boğamasam da hiç olmazsa yanımdan kovarım…”
Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yıldönümü. Dile kolay, tam bir asır önce Millî Mücadele’nin kahramanları Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları tarafından bu ülkenin tohumları atıldı. Yılmaz savaşlar ve çetin mücadelelerin ardından 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet Ankara’da büyük bir coşkuyla ilan edildi. Osmanlı kültüründen ayrılıp yeni bir başlangıç yapmak haliyle kolay olmadı hem kurucu irade, hem de halk için. Ama geçen yıllar itibariyle acısıyla tatlısıyla bir dönem geride kaldı. Tarihin tozlu sayfalarına dönüp baktığınızda, Türkiye tarihinin tüm yurttaşlar için bir gurur abidesi olduğunu söylemekte fayda olduğu kanaatindeyim. Çünkü kurucu irade, bağımsız bir devletin kurulması için varlık mücadelesi vermiş yıllar itibariyle. Özellikle Ortadoğu coğrafyası ve komşu bölgelere baktığımızda yapılan mücadelenin ne kadar değerli olduğunu görmemek elde değil. Bundan dolayı bile Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarını bir kez daha hayırla yad etmek gerekiyor.
GEÇMİŞİ HAYIRLA YÂD ETMEK GEREKİYOR
Millî Mücadele döneminin yılmaz şairi Mehmet Akif Ersoy, yaşananları o kadar güzel dile getirmiş ki yıllar öncesinden. Onun kaleminden damlayan her bir kelime, yüreklere tercüman olmuş adeta. Sadece o dönemin değil, bu zaman da bile Cumhuriyet denildiğinde, Mehmet Akif Ersoy’un şiirleri bizi karşılar. İşte o dönemde şöyle sesleniyor Millî Mücadele kahramanı;
Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem
Biri ecdadıma saldırdı mı, hatta boğarım!
Boğamasam da hiç olmazsa yanımdan kovarım…”
Neden mi bu satırları yeniden gündeme getirdim? Cumhuriyet’in kuruluşu bütün yurt genelinde coşkuyla kutlanırken, bir şehrimizde üç beş genç çıkmış, Gazi Atatürk’ün resmini yakmak ahlaksızlığını göstermiş. Hem de bu gençler daha 15 ve 16’lı yaşlarda. Allah aşkına bu insanlar Atatürk’ün ne kötülüğünü görmüş olabilir. Ya da bunları bu seviyeye getiren aymazlık neden kaynaklanıyor. Bunun iyi sorgulanması gerekiyor. Yaşanan insafsızlığın muhtemelen iki sebebi olabilir. Ya ailesinden Atatürk ve silah arkadaşları ile ilgili hiç iyi bir şey duymadılar, ya da eğitim aldıkları okulda Atatürk düşmanlığı işlenmiş olabilir. Kaldı ki, kurucu bir öndere saygısızlığı normal görmek de anlaşılır değil bu topraklarda. Olayın meydana gelmesinin hemen ardından savcılık harekete geçmiş. Ve gerekli soruşturma başlamış. Baştan söyleyeyim. İnsanların cebir ve şiddet içermeden bütün düşüncelerini özgürce söylemesinden yanayım. Muhtemelen Atatürk’te bugün yaşasaydı yanı şeyi düşünürdü. Özgürlük ancak düşünmeyle olur. Ama cebire dayalı olmadan. Kaldı ki Atatürk posteri yakmak gençlerde nasıl bir haz oluşturdu onu da anlamak mümkün değil elbette. Topluma bir kişiyi ya da grubu seveceksin diye baskı tabii ki kurulmamalı. İsteyen istediği kişileri sever ya da sevmez. Ama bir konuda hakkı teslim etmek gerektiğini düşünüyorum. Bu toplumun kurucu iradesi olarak ortaya çıkan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına toplumun bütün kesimi saygı göstermek durumundadır. Çünkü Millî Mücadelenin o çetin döneminde yapılanlar düşünüldüğünde bunu fazlasıyla hak ediyorlar bunun da altını çizmek gerekiyor.
YAYMAN, ATATÜRK İLE ERDOĞAN’I NEDEN KIYASLAR Kİ…
Hadi gençleri anladık… Ya AK Parti Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman’a ne demeli? Yayman iyi bir akademisyendir. Araştırmalarıyla ve okumalarıyla iyi bir entelektüel seviyededir. Ama birkaç gün önce yaptığı değerlendirmeyi görünce şaşırmamak elde değil.
Yayman, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında şunları söylemiş: “Atatürk bugün yaşasaydı ben iddia ediyorum ki o da Cumhurbaşkanı’mızın yanında yer alırdı, onun politikalarını benimserdi. Cumhuriyetimizi Mustafa Kemal Atatürk kurmuştur, onu muasır medeniyetler seviyesi düzeyine çıkartan Recep Tayyip Erdoğan’dır. Dolayısıyla Recep Tayyip Erdoğan, ikinci Atatürk’tür.” İnanır mısınız kullanılan bu iddialı söz karşısında Erdoğan bile kızmıştır. Hatta çevresini kesinlikle uyarmıştır. Bu açıklamanın düzeltilmesi için Yayman’ı bilgilendirmelerini bile istemiştir. Yayman gibi entelektüel bir kişiliğin bu tarz bir açıklama yapmasının nasıl bir izahatı olabilir. Atatürk kendi döneminde liderdir ve karizma kişiliği ile çevresini etkilemiştir. Sıfırdan bir devlet kurmuştur. Tayyip Erdoğan ise Atatürk’ün kurduğu ülkenin içinde yetişmiş önemli bir siyasi liderdir. Tabii ki Atatürk Cumhuriyeti’nin Muasır Medeniyetler seviyesine çıkarılması için olumlu ya olumsuz adımlar atmıştır. Bazen liderleri bulundukları dönemde değerlendirmek gerekiyor. Fazla iddialı sözler söylemeye de hiç hacet yok Sayın Yayman…
Gazi Mustafa Kemal de, İsmet İnönü de, Celal Bayar da, Adnan Menderes de, Süleyman Demirel de, Turgut Özal da, Recep Tayyip Erdoğan da bizim toprağımızın bir değeridir. Her biri kendi döneminde önemli icraatları hayata geçirmiştir. Bu faaliyetleri ile Atatürk Cumhuriyeti’nin temellerini daha da sağlamlaştırmışlardır. Bundan dolayı hiçbirini ötekileştirmeden, kucaklamak ve sahiplenmek gerekiyor. Aksi durumda ayrılıklar bize asla kazandırmaz. Bunu bilmek gerekiyor. Akif’in satırları ile yazıya son verelim:
“Biri ecdadıma saldırdı mı, hatta boğarım!
Boğamasam da hiç olmazsa yanımdan kovarım…”





















