(The Turkish Post) – TOLGA YAVAŞ
Coğrafyamızda siyaset ve edebiyat birbirini beslemiştir, öyle olmaya da devam ediyor. Şiir okuduğu için hapse düşen bir siyasinin ülkenin kaderinde önemli rol oynaması ilk akla gelen. Benimse son günlerde zihnimde çağrışım yapan bir benzerlikler dizisi var. Ülkenin geldiği noktada muhalefetin durumu, daha özelde ise Kemal Kılıçdaroğlu ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin ortaya koyduğu hal, bana Hasan Ali Toptaş romanlarını hatırlatıyor.
Akademik bir metnin özet kısmında Hasan Ali Toptaş’ın romanları için “…kurmaca ile gerçeklik arasındaki ilişki ağının okurun zihninde çözmesi gereken bir mesele/bir bilmece olarak yer aldığı, yazarın metinlerarasılık, üstkurmaca, oyun gibi ögeleri gerçeklik algısıyla ilişkili bir biçimde metinlerinde sıklıkla kullandığı sonucuna ulaşılmıştır” deniliyor.
Toptaş, romanlarının birçoğunda düğüm bölümünü edebi bir tercih olarak uzatır da uzatır. Sonu gelmez bir belirsizlik, okuyucuyu usandırmakla birlikte okuma hazzı da verir.
Aynı akademik metinde Toptaş romanları için “Ayrıca belirsizliğin, yazarın birçok romanında doğrudan kurguyu şekillendirdiği saptanmıştır” deniliyor.
AT BİR DÜĞÜM DAHA
Gel gelelim Kılıçdaroğlu’na. İki büyük sehrin belediye başkanından birini aday yapması beklenirken, sonu gelmez altılı masa toplantılarıyla seçmeni oyaladı da oyaladı. “Kimi aday yapacaklar acaba?” diye soranlar, zihinlerinin bir köşesinde “Belli ki kendi aday olacak” diye cevabını veriyordu. Sonra Kılıçdaroğlu’nun adaylığının açıklanması, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in masadan kalkması, ikna edilip yeniden desteklemesi… Ve en son gelen seçim yenilgisi. Parti içi muhalefetin değişim talebine karşı Kılıçdaroğlu’nun yine belirsiz cevaplar vermesi.
Kılıçdaroğlu meselesi, seçimler ve bir türlü faturası üstlenilmeyen yenilgi bana Hasan Ali Toptaş romanlarındaki bir türlü sonuca bağlanmayan, yazarın bilerek uzattığı düğüm bölümünü çağrıştırıyor.
“Ne izliyoruz biz” diyorum, “romanda mı yaşıyoruz. Yeter artık, niye bitmiyor bu düğüm bölümü?”
Uzadıkça uzayan, seçmeni yıldıran, siyasetten soğutan bu tavrı belli ki Kılıçdaroğlu bilinçli olarak yapıyor, tıpkı romanlarında kurguyu belirsizliğin şekillendirdiği Hasan Ali Toptaş gibi.
Bakalım düğümü çözüp, sonucu görebilicek miyiz?





















