(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Türk siyasetinde ‘liderler zirvesi’ başlı başına anlamlıdır. Parti genel başkanlarının bir araya gelmeleri, oturup konuşabilmeleri, işbirliği yollarını aramaları olağan bir durum değildir. Bizde sık rastlanmaz. Törenlerde, cenazelerde, bayramlarda ‘el sıkışmaları’ bile medyaya ‘özlenen fotoğraf’ olarak yansır.
Son iki günde gerçekleşen iki zirve rakip veya muarız parti başkanları arasında değil. Aynı siyasi blokta yer alan liderlerin buluşmalarından söz ediyoruz. Gene de Ankara’da, siyasetin mekanlarında heyecana neden oldu. Önce Erdoğan ile Bahçeli görüştü. İki defa ertelendikten sonra çarşamba günü ikili bir araya geldi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 50 artı 1 çıkışı ve MHP Lideri Bahçeli’nin grupta verdiği cevabın üslubu ve içeriği bazı komplo teorilerinin dillendirilmesine neden oldu. Cumhur ittifakını oluşturan AK Parti ile MHP’nin 50 artı 1 konusunda farklı noktalarda durdukları aşikar. Bu konuda birbirlerine yaklaşmaları, aynı noktada buluşmaları da imkansız.
AK Parti cumurbaşkanlığı seçiminde yüzde 50 artı 1 şartının siyasi istismarlara neden olduğunu düşünürken MHP siyasi meşruiyetin olmazsa olmazı olarak görüyor. Bahçeli’nin ‘Muhtar seçmiyoruz, cumhurbaşkanı seçiyoruz…’ sözünün anlamı da mesajı da çok açık. Sorun sadece bir konudaki görüş ayrılığı değil. İktidarın üzerine düşen MHP gölgesi AK Parti’nin tabanında ve tavanında rahatsızlıklara sebep olmakta… O yüzden buluşmanın iki kez ertelenmesi bazı ihtimalleri de akla getirdi.
İşte Erdoğan-Bahçeli zirvesi soru işaretlerinin çoğaldığı böyle bir ortamda gerçekleşti. O açıdan başlı başına anlamı var. İki partinin de ajandası dolu… Madddeleri alt alta yazsak bir sayfa tutar. Buna rağmen görüşme 1 saat sürdü. Bu kısa sürede buluşmanın yoğun bir müzakere ve istişareye sahne olduğu söylenemez. Masadaki maddeler kısa değerlendirmelerle geçiştirilemeyecek derinlikte ve ağırlıkta…
Ne konuştular?
İçerikle ilgili kamuoyuna bilgilendirme yapılmadı. ‘Sorun yaşanmadığı, cumhur ittifakının güçlenerek yoluna devam ettiği’ gibi genel açıklamalar duyuldu. Eskiden liderler arasındaki görüşmelerin havası, bilgisi kulislere yansırdı. Çünkü parti başkanları medyaya konuşmasa bile parti yönetimlerinde veya ikili üçlü görüşmelerde içeriği paylaşırdı. Oradan da medyaya düşerdi.
Erdoğan ve Bahçeli sır küpü. Öncekilere benzemiyor. Ne kamuoyuna ne de parti çevrelerine özel görüşmelerle ilgili bilgi veriyorlar. Her iki lider de medyaya konuşan parti yöneticilerini affetmiyor. Erdoğan’ın ‘Kapının önüne koyarım’ sözü hatırlarda. Bahçeli ve partisi de aynı şekilde ketum.
Gazeteciler ve siyasi gözlemciler ancak bu derin sessizlik karşısında ‘olsa olsa’ diyerek kendince mantıklı yorumlar yapabilir. Yüzde 50 konusunun bir sorun olarak masaya gelmiş olduğunu ben düşünmüyorum. Bugünün meselesi değil çünkü.
Akşamdan sabaha gündeme gelecek ve karara dönüşecek bir konu değil. Yerel seçimlerden sonrasının konusu… Görüş ayrılığının çözülemeyecek boyutta olduğu 50 artı 1 mevzusunu tartışmak vakit kaybından başka bir şey olmaz. Uzlaşma kanalları kapalı.
Erdoğan zirve öncesi bunun mesajını verdi zaten. Meclis’te grup toplantısı sonrası bir gazetecinin 50 artı 1 sorusu üzerine ‘Allah Allah lafa bak’ sözünü ben ‘Sırası mı şimdi bu…’ diye okuyorum. Sırası da değil, yeri de değil, zamanı da değil. O yarının başka zirvelerin konusu…
Zirvenin kanaatimce en önemli maddesi yerel seçim stratejisi ve adaylar üzerine değerlendirme olmuştur. İki parti arasındaki heyetlerin seçim işbirliğini belli bir noktaya taşıdığı biliniyor. Gelinen noktayı konuşmuş olabilirler. Üç büyük şehirde -Manisa, Mersin, Adana- MHP’nin aday çıkarması gibi… MHP’nin İstanbul ve Ankara’nın olası adayları üzerine yaklaşımı gibi…
Erdoğan’ın İstanbul, Ankara adayları konusunda Bahçeli’yi bilgilendirmiş olmasını ve iki şehir adayının kesinleşmiş olma ihtimalini yüksek görüyorum. Kamuoyuna açıklanmadan önce seçim işbirliği yapan iki siyasi lider tarafından ele alınması son derece doğal. Hatta doğru olanı.
İkinci zirve dün CHP ile İYİ Parti genel başkanları arasında gerçekleşti. Bu buluşmanın da en can alıcı gündemi seçim işbirliği… Cumhurbaşkanı seçimlerinden sonra Akşener Altılı Masa’dan uzaklaştı. Ve partinin en etkili organı GİK 81 ilde seçimlere kendi adaylarıyla girme kararı aldı. Bu karar partide fırtına kopardı ve peş peşe istifalara neden oldu.
Masada olan 81 il değil sadece 2 şehir; İstanbul ve Ankara…
Mevcut belediye başkanları hafta içinde Meral Akşener’le görüştü. İYİ Parti kararını bu iki şehirde esnetebilir mi? Bütün mesele bu.
İmamoğlu ve Yavaş, Akşener ve İYİ Parti tabanının sempatiyle baktığı iki isim. Zirveden hemen sonuç çıkmadı. Akşener, pazartesi günü GİK’te bu meseleyi görüştükten sonra bir karar vereceklerini söyledi. Kapıyı kapatmadı, açık tuttu. Bu önemli… Ama sürpriz değil. Beklenendi.
Ben İYİ Parti’nin İstanbul ve Ankara’da mevcut başkanlara destek kararı alacağını düşünüyorum. Belki kararın oluşumunu zamana yayabilir. Akşener konunun biraz daha olgunlaşmasını bekleyebilir. Olumsuz bir kararın siyasi bedelinin olacağının, parti içinde yaşanan sıkıntıların daha da ağırlaşacağının O da farkında.
Akşener bir yandan İYİ Parti’ye müstakil bir yön çizerken diğer yandan reel politiğin gereklerini gözardı edemez. Maharet her ikisini de sağlıklı götürebilmekte… Liderler zirvesiyle seçim süreci start aldı… Artık siyasetin ana gündemi; Yerel seçimler ve adaylar…





















