(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
İYİ Parti, CHP ile seçim iş birliğine ‘hayır’ dedi ve il, ilçe, kasaba her seçim bölgesinde ‘aday çıkarmaya’ karar verdi. Bir süredir ittifak veya blok siyasetine mesafeli duran Meral Akşener’in bilinçli ve hesaplı bir politikası bu. Partide farklı görüşte olanların sayısı hiç de az değildi fakat Akşener’in ağırlığını koyduğu ve partinin en yetkili organından istediği kararı aldırdığı anlaşılıyor.
35’e 14 gibi rakamlar dolaşıyor kulislerde. Ben, 14 GİK üyesinin Akşener’in görüşünü belirttikten sonra seçim işbirliğine ‘evet’ demeleri her ne kadar kararı etkilemese de parti içinde ciddi soruna işaret ettiğini düşünüyorum. İYİ Parti’de sorun olduğu sır değil. Kamuoyu da farkında. İstifaların ardı arkası kesilmiyor. Bu karara bile tepki gösterip partiden ayrılan il yöneticileri oldu. Devamının geleceğini söylemek kehanet olmaz. Akşener krizleri, sorunları yönetmekte en çok zorlanan lider. Çok kan kaybetti.
İYİ Parti gibi büyüme potansiyeli olan partilerdeki kopuşların psikolojik etkileri olur. Toplum kavgalı, sorunlu, sürekli istifalarla sarsılan bir partiye sıcak bakmaz. Safların sık tutulmasını, sorunların içeride çözülmesini ister. Yani her istifa 1 kişinin eksilmesinden öte sonuçlar doğurur. Onun için liderler parti içi krizleri sükunetle, kırıp dökmeden hal yoluna koyar. Evet, kol kırılır ama yen içinde kalır. Hiç kimse kırık, sarkan kolla ortalıkta dolaşmaz.
Ret kararının parti içinde daha derin sorunlara yol açacağı muhakkak. Belli ki Akşener, cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde Altılı Masa’yı tekmelemesinin ne tür siyasi kayıplara neden olduğunu analiz edememiş. Bazı kararlar dönüm noktasıdır. Akşener’in, Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı çıkarken altı partili işbirliğini ‘kumar masasına’ benzetmesi ve sonradan tekrar eski yerine dönmesi İYİ Parti’ye büyük darbe vurdu. Seçimi muhalefetin kaybetmesinin sebeplerinden biri de bu.
O günden bu yana ‘Akşener’in tavrı kendi inisiyatifiyle miydi yoksa başka trafiklerin neticesi olarak iktidarın hesabına mıydı?’ hala tartışılıyor. Daha parti üzerindeki kara bulutları dağıtamadan benzer sonuçlar doğuracak bir başka karar geldi. Seçim iş birliğine ret kararı da hiç şüphesiz ki İYİ Parti ve Türk siyaseti için dönüm noktalarından biri olarak tarihe geçecek.
Akşener yarın siyasete veda ederken ‘acaba nerede hata yaptım’ diye sorduğunda bu iki karar milat olarak karşısına çıkacak. Haa, tek başına birkaç tane büyükşehir başkanlığını kazanırsa o başka… Peki, mümkün mü? Bence değil. Bugünden görünen İYİ Parti’nin bir partiye kazandıracağı başka bir partiye de kaybettireceği…
Ret kararının İYİ Parti açısından bir bedeli olacak da acaba yerel seçimlere nasıl yansıyacak? İYİ Parti’nin seçmeni HEDEP’in tabanı gibi ‘kemik’ değil, partisine sadakati çok düşük. Akşener seçmeni yönlendirmekte, özellikle Ankara ve İstanbul’da çok ama çok zorlanacak. İYİ Parti kendi tabanını tam oluşturamadı zaten. Genel geçer, esnek, siyasi hesaplarla yakından ilgili konjonktürel seçmen kitlesine sahip.
Ben, İYİ Parti seçmeninin sandığa giderken kendi adayı yerine kazanma potansiyeli olan muhalefet adaylarına yöneleceği kanaatindeyim. Özellikle iki şehrin başkanı İYİ Parti seçmenine son derece sıcak ve sempatik gelen isim. İmamoğlu, Kılıçdaroğlu’ndan daha çok Meral Akşener’le fotoğraf verdi. İkili sık sık bir araya geldi. İmamoğlu’na dava açıldığında yanına ilk koşan lider Akşener’di. Şimdi seçimde ‘İmamoğlu kazanmasın’ nasıl diyebilir? Dedi, karar bile aldı ama altını dolduramadı. Ne partisini ne de kamuoyunu ikna edebildi.
Mansur Yavaş’ın da İYİ Parti çizgisiyle siyasi yakınlığını bilmeyen yok. Her ne kadar CHP’den seçilmiş olsa da fikirleri ve rengi İYİ Parti ile büyük paralellikler arz ediyor. Bunu partinin tavanı da tabanı da biliyor. Akşener’in ‘Mansur Yavaş kazanmasın’ sözünün seçmende bir karşılığı olur mu? Sanmıyorum. İYİ Parti tabanı kendisine benzeyen isimlerin kazanmasını isteyecek ve oyunu buna göre kullanacaktır.
Akşener, 6 ay önce İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığına münasip görmemiş miydi? ‘Çıksın biriniz aday olsun, destekleyeceğim’ dememiş miydi? ‘Ret’ cevabı alınca Cumhurbaşkanlığı yardımcılıklarını dönüş şartı olarak masaya sunmamış mıydı? Seçim meydanlarında İmamoğlu’lu, Yavaş’lı sözlerin etkisi buharlaşmadı daha.
Dün ile bugün arasındaki çelişkiyi nasıl açıklayacak? Ret kararının altının dolu olması ve kamuoyunun ikna edilmesi lazım. ‘Dün dündür, bugün bugündür’ diyerek olmaz. Toplum aşırı derecede politize, mantıklı cevap ister. Yoksa seçimin ardından Akşener’in önüne ödemesi güç, çok ağır fatura koyar.
CHP Lideri Özgür Özel de bunun farkında… İYİ Parti’nin ‘red kararına’ sert tepki göstermedi, anlayışla karşıladı, mutedil dil kullandı ve ‘Eski dostlar, düşman olmaz’ dedi. Bu da doğrudan İYİ Parti seçmenine bir mesaj.
CHP ile İYİ Parti arasında tavanda gerçekleşmeyen iş birliğinin tabanda olacağını düşünüyorum. Bu seçimi kazandırmaya yeter mi? Emin değilim. Matematiğe ve eski verilere göre analiz yapmak hiç de sağlıklı değil. Her seçimin yeni şartları, yeni havası ve yeni iklimi olur. Özellikle de önümüzdeki yerel seçim, eskileriyle kıyaslanmayan yepyeni koşullar ortaya çıkaracak.
31 Mart’ta muhalefetin işi zor ama iktidarın da işi zor. AK Parti’de giderek artan erazyon var. Ekonomide düzelme alametleri yok. Hayat pahalılığı, enflasyon, faiz, dolar vatandaşı canından bezdirdi. Birkaç ay önceki umut kırıntılarının yerini karamsarlık aldı. Güvenlik, dış politika gibi konularla yerel seçim kazanmak çok zor.
Tamam ittifaklar, seçim iş birlikleri, siyasi manevralar, yeni oyunlar önemli elbette ama hesapta olmayan faktörler de var. Seçim AK Parti için de CHP için de çantada keklik değil.





















