(The Turkish Post) – Hüsnü Yusuf Turabiç
Muhtar bir kez daha Türk siyasetinin gündeminde… Yıllar önce TCK 312’den ceza alan Erdoğan için ‘Muhtar bile seçilemez’ denmişti. Değil muhtar, devletin zirvesine çıktı Erdoğan, Cumhurbaşkanı bile seçildi. O günlere gönderme midir bilmem Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturduğu ilk zamanlarda Külliye’de her hafta muhtarları ağırladı.
Muhtar çıkışı bu kez MHP lideri Bahçeli’den geldi. Erdoğan’ın ‘50 artı 1’ mesajından sonra gözler Bahçeli’deydi. Nasıl bir cevap vereceği merak konusuydu. MHP lideri grup toplantısında ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet sisteminin demokratik meşruiyet temelinin yüzde 50 artı 1’ olduğunu söyledi.
Cevabını bu temelin üzerine oturttu. Erdoğan’ın istediği ‘Barajın yüzde 40’lara düşürülmesinin’ meşruiyet sorunu doğuracağını dolaylı yoldan ifade etti. Siyasette meşruiyet önemli bir kavramdır. Bahçeli’nin tartışmayı meşruiyet çizgisine taşıması oldukça anlamlı. Başlı başına bir cevap aslında.
BAHÇELİ’NİN, ŞİDDET DOZU YÜKSEK YANITI…
Başka söz söylemeseydi bile meşruiyet yanıtı 50 artı 1 konusundaki karşı duruşunu anlatmaya yeterdi. MHP lideri burada durmadı. Cevabını daha ileriye taşıdı. Ve oldukça sert sayılabilecek üslup ve içerikle ‘Milletvekili, belediye başkanı, muhtar seçmiyoruz. Cumhur’un bütününü temsil edecek cumhurbaşkanı seçiyoruz’ dedi.
Biraz değil epey ağır. Sözlerinin muhatabının doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğu düşünülürse iki ortak arasında en azından ‘güven sorunu’ doğuracağı söylenebilir. Ancak problemin cumhur ittifakını ortadan kaldıracak veya çatlatacak düzeyde olmadığı da aşikar.
Bahçeli ‘Burayı dikkatli dinleyin’ dedikten sonra ‘Biz hiç kimsenin sırtına binmedik. Hiç kimseyi de sırtımıza bindirmedik’ dedi. Siyasi ittifakın başka kelimelerle anılmasına haklı olarak itiraz etti. Ama yorumcular, gazeteciler siyasi gelişmeleri kolay anlaşılması için sokağın diliyle izah ederler.
Sırtından vurmak, dirsek atmak gibi kelimeler, kavramlar kullanabilirler. MHP liderinin öteden beri bu yaklaşımlara olağanüstü anlam yüklediği ve hiç hoşlanmadığı biliniyor.
Pekala siyasi birliktelik bazen yük haline gelebilir. Ve ortaklık bu yüzden son bulabilir. Türk siyasetinde örneklerine sık rastlanan durumdur bu.
ERDOĞAN’IN SİNAN OĞAN VURGUSU…
Seçim döneminde Erdoğan’ın Sinan Oğan’la görüşmesi ve desteğini almasının MHP liderinin içini acıttığını yeni öğreniyoruz. Bahçeli seçim sürecinde hiçbir tepki vermemişti. Aylar sonra konuştu ve şöyle dedi: ‘Cumhurbaşkanımızın 14 ve 28 Mayıs’ta başarıya ulaşması için her özveriyi gösterdik. Kiminle istiyorsa görüşüp temas kurmasına destek verdik. Hatta partimizden ihraç edilen bir şahısla bile aynı kareye girmeye içimiz acısa bile ses çıkarmadık’.
Oğan’ın ismini açıkça vermedi ama kimi kastettiği kolayca anlaşıldı. Sinan Oğan siyasete MHP’den girdi. Bir ara partinin ekran yüzü oldu. Sonra parti yönetimiyle arası açıldı. Gözünü ‘genel başkanlığa’ dikti. Sağ partilerde parti içi mücadele kolay verilemez. Nitekim Oğan, Disiplin Kurulu kararıyla partiden ihraç edildi. Ve kendi partisini kurdu.
Cumhurbaşkanlığı’na aday oldu ve ilk turda yüzde 5 gibi herkesi şaşırtan bir oy oranı yakaladı. İkinci turun anahtarı oldu. İki adayla yaptığı görüşmenin ardından Erdoğan’la el sıkıştı. Seçimin kaderini belirledi.
BUNDAN SONRA NE OLACAK?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 50 artı 1 çıkışıyla MHP’ye verdiği mesajın karşılığını oldukça sert tonda aldı. Peki, bundan sonra ne olacak? Güven zedelenmesi Cumhur ittifakında kalıcı bir hasar bırakır mı?
Kamuoyu önünde tartışılan bu görüş ayrılığı hafife alınamaz. Bu karşılıklı mesajlaşmaların bir sıkıntıya işaret ettiği ortada. Erdoğan doğrudan kendisini hedef alan bu cevabı zor hazmeder. Ama akşamdan sabaha sonuç beklenmemeli, ittifak sona ermez. İki parti arasında yargı krizi ile ayyuka çıkan politika farklılığı artık örtülemez noktaya ulaştı.
AK Parti’de gizlenemez bir MHP rahatsızlığı olduğu kulislerde sıkça tekrarlanmakta…
Birlikteliğin getirisi da çok fazla. Şimdilik iki parti de ittifakın yararını riske atmaz, atamaz. Son yaşanan ‘mesaj-cevap’ diyaloğunun not edildiği muhakkak.
Ben AK Parti’nin uzun soluklu bir oyun planı olduğu kanaatindeyim. Bu çıkışlar bu oyunun bir parçası. Cumhurbaşkanı Erdoğan hedeflediği bir menzilin taşlarını döşüyor. Son tartışmayla hedefe doğru bir adım daha attı.
MHP birlikteliği yolun sonuna kadar sürer mi?
MHP’li de MHP’siz de bütün seçenekler bu oyunun kapsamı içinde…
husnuyusufturabic@gmailcom





















