(The Turkish Post) – ASLI GÜNEY
Dünyanın her hangi bir noktasında çocuk ve kadınlara yönelik en ufak bir saldırıda dünya ayağa kalkıyor adeta. 7’sinden 70’ine her birey sabahtan akşama kadar yüreğinin sesini haykırıyor cihana. Çünkü acının sesi olmaz. Sadece çığlıklar havada uçuşur. Bir de işin içine masum bir kadının ve çocuğun gözyaşı girdiğinde acı katlanarak artar bir anda. Damlayan her bir parça çağlayan gibi yüreklerdeki buzları eritir. Söz konusu kareler kamuoyuna her yansıdıkça çığlıklar artar da artar. Masum yüzler, yeri ve konumu fark edilmeksizin her eve yavaşça süzülür. Her yürekte bir bumerang etkisi oluşturur. Bir anda her evin bacasından çığlıklar yükselir gökyüzüne. Sesler susmaz günlerce. O kadar etki oluşturur ki, artık suçlular daha fazla inisiyatif alamaz olur. Ve bir anda silahlarını indirirler. Ve kılıflarına sokarlar. Bir daha çıkaramazcasına…
Ne var ki, bu anlattıklarım sadece Batı medeniyetlerinde oluyor nedense. Ukrayna’nın Rusya tarafından işgal girişimi sırasında Batı ayağa kalktı bir anda. Amerika’sından Fransa’sına, Almanya’dan İngiltere’sine kadar dünyanın her bir lideri en yüksek perdeden çığlıkların sesi oldu. Hiç zaman kaybetmeden Avrupa medeniyetinin liderleri Brüksel’de, Washington’da ve Londra’da bir araya geldi. Acaba Ukrayna için neler yaparız diye. Aslında masanın etrafına toplanan liderler konuşmak için bir araya gelmediler. Sözleri eyleme çevirmek için bir aradaydılar. Neticede Rusya’ya karşı ortak bir eylem kararı çıktı. Ekonomik yaptırımından siyasi baskılara, diplomatik ilişkilerin kesilmesinden savaş suçu ilan edilmesine kadar onlarca yaptırım devreye sokuldu Rusya’ya karşı. Savaş öncesine kadar dünyanın en güçlü ikinci ülkesi olarak gösterilen Rusya’nın bir hiç olduğu ortaya çıktı. Aslında Avrupa medeniyeti bunu ortak hareket ederek sağlamıştı. Savaşın üzerinden neredeyse bir yıla yakın bir zaman geçti. Ve birkaç günde işgal edilmesi düşünülen Ukrayna, neredeyse Rusya’ya ağır bir darbe vurdu.
Şimdi gelelim fotoğrafın diğer yüzüne. 34 gün önce İsrail Filistin’e yönelik ağır bir savaş başlattı. Baştan söylemekte fayda var. Masum insanları öldüren Hamas, bu savaşın baş sorumlusudur. Kendi halinde eğlenen gençlerin öldürülmesi bir savaş suçudur. Ve yapılan eylemle de, İsrail’in Filistin’in Gazze şehrini işgal etmesi için kapı aralamıştır. İsrail’in Gazze’yi yok etmesi ve masum kadın çocuk demeden on binlerce kişiyi öldürmesi de ağır bir suçtur. Bir nevi soykırımdır. Bunun altını çizmek gerekiyor. Ve gelinen süreç itibariyle İsrail adım adım savaşına devam ediyor. Her gün çocuk ve kadınlar ölmeye, şehir bombalanmaya devam etmekte. Ne var ki, dünya gökyüzüne yükselen çığlıklara sessiz kalmakta. Bunun en büyük sebebi de şüphesiz İslam dünyasının duyarsızlığı desek daha doğru olur.
Yukarıda izah ettim. Ukrayna ve Rusya savaşında tarafını açıkça ortaya koyan Avrupa ülkeleri bu kez İsrail’in yanında yer almayı tercih etti. Bunun tek nedeni de Hamas denilen yapının masum gençleri öldürmesidir. Başka şekilde düşünmek mümkün değil. Ancak Avrupa ülkelerinin sessiz kalması bir tarafa, İslam medeniyeti de Avrupalı muadillerinde daha duyarsız. Yaklaşık bir aydır Gazze bombalanırken, kadın ve çocuk gözyaşları şehri ıslatmışken, İslam ülkelerinin hiçbir adım atmaması ise ayrı bir konu. Ticari ilişkilerin bitirilmesi, diplomatik bağlantıların kesilmesi ve bir sürü anlaşmanın iptali varken, üç maymunu oynamak da ayrı bir cambazlık konusu. Aylardan beri aynı masa etrafında toplanıp, herhangi bir karar almadan kalkmak da İslam ülkelerini yöneten yöneticilerin başarısı galiba!
Göze batan tek bir eylem ise Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın oradan oraya koşturup savaşı bitirmek için inisiyatif alma girişimidir. Onun dışında Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün gibi ülkelerin liderleri Gazze’yi gündemlerine bile almak istemiyorlar. Ne var ki ateş bir yerde yanmaya başlarsa, başka yerlere sıçramayacağını kimse garanti edemez.
İnsanın içine ümit tohumu atan adımlar ise, ne yazık ki İslam ülkelerinden değil Avrupa toplumlarından geliyor. İsrail’e karşı en güçlü tepki Filistin’le inanç bağı olanlar hariç İspanya’nın sosyalist iktidar ortağından geliyor. Yunanistan’da, ABD’de, İngiltere’de ve daha birçok ülkede İsrail’in yaptığı katliamlara yönelik en güçlü itirazlar yine solculardan geliyor. Gösteri yapıyorlar, miting düzenliyorlar, kendi ülkelerindeki iktidarların sessizliğine isyan ediyorlar. En küçük bir inanç ya da kimlik bağı aramadan yaşanan acılara karşı seslerini yükseltmekten geri durmuyorlar. İslam coğrafyası da İsrail’e lanet okumaktan başka bir şey bilmiyor. Pankart açmak ve bağırmanın savaşı bitiremeyeceğini düşünmeden.





















