(The Turkish Post) – TARIK GÜNDOĞAN
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından kabinedeki en önemli değişikliklerden biri, Milli İstihbarat Teşkilatı eski Başkanı Hakan Fidan’ın, Dışişleri Bakanlığı’na getirilmesi oldu.
Devlet kademelerinde yıllar boyunca kazandığı tecrübesini Dışişleri Bakanlığı’nda yavaş yavaş hissettirmeye başlayan Hakan Fidan’ın şu ana kadar attığı adımlar, Türk dış politikasında önemli izler bırakacağını gösteriyor.
Hakan Fidan’ın imza atmak istediği değişiklilerin işaretleri geçen hafta Ankara’da düzenlenen 14’üncü Büyükelçiler Konferansı’nda verildi. Fidan’ın yeni dönemde Türk dış politikasının daha efektif ve koordine hale gelmesi için atacağı adımlar burada şekillendi.
Fidan’ın başlıca planları arasında Dışişleri, Milli Savunma ve İçişleri olmak üzere bakanlıklar arası eşgüdüm ve koordinasyon hususuna büyük önem verilmesi bulunuyor.
DIŞİŞLERİ KORUNMASI GEREKEN BİR MAHREM POLİTİKAYA SAHİP OLACAK
Hiçbir verinin küçümsenmemesi gerektiği, bakılan pencereden çok da önemli görünmeyen bir hususun Ankara’da büyük bir resmin parçasını tamamlayabileceğinden hareketle dünyanın dört bir yanında görevli Türk büyükelçi ve misyon şefleri Türkiye’nin güvenlik öncelikleriyle ilgili her tür bilgiyi merkeze aktaracak. Fidan’ın diplomatların yabancılarla evlenmelerine sınırlandırma getirmesi ve misyonlara nota kısıtlamasının arkasında da bu hedef bulunuyor.
Bakanlık, Siber güvenlik konusunda hem dikkatli olunması hem de farkındalığın oluşturulması üzerinde çalışılacak. Beşeri kapasite açısından dünyanın en kaliteli ve iyi yetişmiş ağlarından birine sahip olan Türk hariciyesi, diplomatların daha üretken hale gelmesiyle daha aktif olacak. Bakanlık binasında Wi-Fi kullanımının kaldırılması da dışişlerinin bir mahrem politika ve devlet sırrı gibi kabul görmesinin adımı olarak algılanıyor.
DÖRT STRATEJİK HEDEF
Türk diplomasisinin önceliklerinin müzakere edildiği Büyükelçiler Konferansının açılışında konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dış politikada 4 temel stratejik hedefini de bölgede barış ve güvenliği tesis etme, dış ilişkilerin yapısal zemine oturtulması, refah ortamını geliştirme ve küresel hedeflerin ilerletilmesine katkı sağlamak olarak sıraladı. Fidan, konferansta Türk diplomasinin öncelikleri yapılması gerekenler, bölge ve dünyada Türkiye’yi bekleyen tehdit ve fırsatları derinlemesine analiz ettiklerini belirterek, “Bölge bölge, konu konu çok sistematik bir şekilde bunları çalıştık” dedi.
Bazen biri insanı en iyi rakibi anlatır derler. Yunan gazetesi de Pentapostagma da geçtiğimiz günlerde bir analiz kaleme almış ve Fidan’ın dış politikada 3 hedefi olduğunu belirterek bu hedefleri şöyle açıklamıştı: “Bölgede (Akdeniz, Kafkaslar, Karadeniz, Afrika, Asya, Orda Doğu) barış ve güvenliği tesis etmek”, “Dış ilişkilerde yapısal ve kurumsal olarak ilerlemek” ve “ortamını iyileştirip Türkiye’yi küresel bir aktör haline getirmek.”
Pentapostagma ayrıca Ankara’nın daha iddialı bir dış politika izlemesinin yeni Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katkıları olduğunu aktardı. Gazete Hakan Fidan ile ilgili ‘Türkiye yüzyılı’ gibi sözleri göğüsleyecek portföye ve vizyona sahip’ dedi.
OSMANLI’DAN BU YANA HARİCİYEDE EN KÖKLÜ DEĞİŞİMİ OLABİLİR Mİ?
Türkiye’nin, Fidan’ın ikinci maddesi kapsamında uluslararası arenada kilit bir rol oynadığını aktaran gazete, Ankara’nın Türkiye-NATO ve Türkiye-Rusya arasındaki ilişkilerde mekik dokuduğunu bildirdi. Suriye’deki belirsizliğe de değinen gazete, Türkiye’nin güvenlik sorunları nedeniyle bu konuya ekstra önem verdiğini belirtti ve ‘Erdoğan Suriye’yi küresel bir sıçrama tahtası olarak görüyor’ ifadesini kullandı.
Kısacası; bir gazetecinin deyişiyle, “Fidan, Dışişleri’nin sadece çehresini değil işleyişini, ruhunu, dokusunu dönüştürecek değişimlere hazırlanıyor. Atılacak adımlar, Osmanlı’dan bu yana devletin temel kolonlarından biri olan Hariciye’yi nasıl etkileyecek, zaman içinde göreceğiz.”





















