(The Turkish Post) – KAMİL ASLAN
Dünyanın hangi ülkesine gitseniz, futbolun beşiği neresi diye sorsanız, size ‘İngiltere, Almanya ve İspanya’ arasında bir tahminde bulunacaktır. Bu tahminler arasında asla Türkiye ve Suudi Arabistan gibi ülkeler yoktur. Olmasına imkan bile yoktur. Nedeni de çok basit. Türk futbolunun son birkaç yıla kadar Avrupa’da yeterince başarılı olamaması ve dünya futboluna yeterince genç yetenek hediye edememesi…
Ne var ki, söz konusu İngiltere, Almanya ve İspanya başta olmak üzere Avrupa’nın sayılı devleri hem başarılarıyla hem de futbol dünyasına armağan ettiği genç yeteneklerle adından sıkça söz ettiriyor. Örneğin; Phil Foden, Callum Hudson-Odoi, Boubacar Kamara, Alban Lafont, Diogo Dalot, Samuel Chukwueze, Ibrahima Konaté, Justin Kluivert ve Vinícius Jr son dönemin en parlayan yıldızları. Daha 18’li yaşlarda olmalarına rağmen piyasa değerleriyle adlarıyla gündeme geliyorlar. Ve birkaç yıl içerisinde piyasa değerlerinin 100 milyon Euro olmasına kesin gözüyle bakılıyor. Bu rakam Türk takımların toplam bütçesine eşit neredeyse. Geri kalanı siz düşünün artık…
Şimdi gelelim Avrupa’dan Türkiye’ye. Ne yalan söyleyeyim Türk futbolcuları arasından yeni dönemde bir yıldız çıkacağına hiç ihtimal vermeyenler arasındayım. Nedeni mi? Uzun yıllardır hem Avrupa hem de Türk futbolunu yakından takip ediyorum. İçeride ve dışarıda onlarca maça gittim. Yıldız oyuncuları yerinde çıplak gözle izleme imkanı buldum. O gün bugündür aynı kanaatteyim. Türk futbolu ile Avrupa futbolu arasında neredeyse çeyrek asır fark var. Mantalite, ekonomik bağımsızlık, futbolcu eğitimleri, sponsorluk ve yönetim bu anlayın başında geliyor. Bir kere Türk takımları vakıf anlayışıyla yönetiliyor. Bundan dolayı da büyük kulüplerin hepsi borç batağında. Yakında harabelerden koku gelmeye başlar. Çok geçmez. Bundan emin olunuz.
EĞİTİMDEN ÖNCE ÜNE KAVUŞUYORLAR…
Bunlardan neden mi bahsediyorum? Dedim ya bizler de gelişim yaşındaki oyuncuya da genç diyoruz, 30’a merdiven dayamış olanlarına da. Avrupa’nın süper liglerinde 18 yaşındaki yeni yetme bir oyuncunun maliyeti minimum 20 milyon Euro iken, Türkiye’de bu kategoriye girecek tek bir oyuncu yok. Sadece Real Madrid Arda Güler’i özel bir kuponla 20 milyona transfer etti de yüreğimize su serpti adeta. Onun dışında kim var derseniz, sağa dönüyorum yok, sola dönüyorum yok. Bunun kulüp yöneticileri uzun uzun irdelemeli. Futbolcu satmadan bir kulübün ayakta kalmasının imkanı yok. Öncelikli futbol yöneticileri bunu anlamalı. Kaldı ki, satılan oyuncular da bir yılı geçmeden yeniden Türkiye’nin yolunu tutuyor. Bunun nedeni de yukarıda izah ettiğim üzere, futbolcuların bir eğitime tabii tutulmadan üne kavuşması. Sonra da sindirilemeyen şöhret hastalığı, oyuncularımızın sonunu getiriyor. Bunun onlarca örneği var. Yurtdışında bir takıma gidip de, bir yılı doldurmadan yeniden Türkiye’ye gelen. Sanki Avrupa’nın 18 yaşındaki yıldızları anne, baba ve kardeş özlemi çekmiyorlar. Onlar her şeye rağmen başarıyı ve kariyeri seçtikleri için futbol hayatlarının sonuna kadar Avrupa ülkeleri arasında dolaşmayı tercih ediyor. Bu sayede hem dil öğreniyor hem kültür elçisi oluyorlar.
ABDULKADİR ÖMÜR İÇİN AVRUPA ARTIK BİR HAYAL
Gelelim asıl meseleye. Şimdi diyeceksiniz, ne kadar uzattın ama! Evet şimdi bam teline dokunuyorum. Birkaç haftadır Türk liglerini takip ediyorum internet ortamından. Uzaklardan vakit buldukça. Ne yalan söyleyeyim Bordo Mavili takımın maçlarını kaçırmamaya özen gösteriyorum. Dikkatimi çeken temel unsur Trabzonspor’da Abdullah Avcı’dan boşalan teknik direktörlük görevine getirilen Nenad Bjelica, her maçta Abdülkadir Ömür için özel bir itina gösteriyor. Önce onu anlayışla karşıladım. Yerli oyuncu kadrosundan ilk 11’de tutuyor dedim. Sonra gördüm ki Ömür’ün kesinlikle bir torpili var. Ancak ilk 11 oynayan bir yıldız oyuncu milli takıma nasıl giremez o da ayrı bir konu. Benim anladığım kadarıyla Nenad Bjelica, Abdülkadir Ömür’den Lionel Messi çıkarmak istiyor galiba. Hele spikerlerde genç yıldız deyince iyice gır oluyorum. Yahu bu oyuncu artık 23-24 yaş aralığında. Bu yaşa kadar üzerine hiçbir şey koymadı. Koymadı değil, koyamadı.
ÖMÜR’Ü OYNATMAK İÇİN YUNAN YILDIZ KIZAKTA BEKLİYOR
Bu aşamadan sonra da koyamaz zaten. Sebebi de açık ve net. Oyuncu ekstradan antrenman yapmıyor. Hiçbir şut çalışması da yapmıyor belli ki. Ceza alanı dışında çektiği tek bir şut yok. Kendisine figür belirlediği Messi’nin ise en az bir golü var çizgi dışında. Oyuna katkısı da cabası. Ya Ömür sahaya ne veriyor sizce? Bence büyük yük. Ömür’ü hoca sahada tuttuğu için Bakasetas’ı 5 numarada oynatmak zorunda kalıyor. Bu da Yunan oyuncunun ve takımın bütün moralini bozuyor. Bundan sonra hocanın yapacağı belli. Ömür’den 10 numara Messi çıkarmak yerine, Ömür’ü yanına oturtması daha hayrına olacak. Çünkü iki maç kaybettiği anda bileti hazır bekliyor. Bizden söylemesi. Çünkü Karadeniz insanı başarısızlığı asla affetmez. Hoca artık kararını vermeli.
Ayrıca sırtına 10 numara yazmakla Messi olunmuyor, bizden uyarması. Eğer ki Messi’yi zerre örnek almak varsa hedefte, her gün 90 dakikalık bir maçını izlesin Ömür, ona yeter.





















