(The Turkish Post) – ALP YALMAN
Emniyet birimleri, son bir yıldır organize suç gruplarına yönelik operasyonlarına devam ediyor. Onlarca grup, emniyet birimlerinin yaptığı başarılı operasyonlarla etkisiz hale getiriliyor. Her ne hikmetse, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu döneminde, bu nokta operasyonlara şahit olmadık. Ancak Ali Yerlikaya’nın göreve gelmesinin ertesinde İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerde başarılı operasyonlar yapıldı. Organize suç grupları etkisiz hale getirildi. Suç örgütü lideri olduğu iddia edilen Sedat Peker başta olmak üzere bazı örgüt liderleri de yurtdışına kaçmayı tercih etti. Ancak yaşadıkları ülkelerde, verdikleri talimatlarla istedikleri eylemleri yapmayı başardılar. Bu kapsamda Peker, kendisine yönelik çektiği tehdit videolarıyla gündeme gelen Cenk Çelik ve kardeşlerini işaret ederek, “Kendilerine dikkat etsinler, onu öldürüp bizim üzerimize atabilirler.” açıklamasında bulunmuştu. Bu ifadenin üzerinden kısa bir zaman geçmeden Cenk Çelik Ümraniye’de uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmişti. Eylemi üstlenen genç bir çocuk ise husumetten dolayı Çelik’i infaz ettiğini dile getirdi. Olayın üzerinden yıllar geçmesine karşın olay bir türlü aydınlanamadı. Çelik kardeşler ise asıl fail olarak Sedat Peker’i işaret etti. Ne var ki Peker’e ilişkin iddianameye hiçbir delil giremedi.
Evet, Türkiye’de suç gruplarına ilişkin yargılamalar devam ediyor. Ancak siyasi iktidara yakın olduğu iddia edilen hiçbir grupla ilgili işlem yapılmıyor. Hedef seçilen suç gruplarının yargılamaları ise devam ediyor. Bu kişilerden birisi de, suç örgütü lideri olduğu iddia edilen Ayhan Bora Kaplan. Kaplan’ın yargılaması Ankara Adliyesi’nde devam ediyor. Türkiye’de gazetecilik kavramı maalesef bittiği için, bende yaşadığım ülkede yargılama aşamasını gazeteci Müyesser Yıldız’ın kendi blog hesabından takip ediyorum. Yıldız, Türkiye’nin gündemine damga vurmuş onlarca davayı tek başına takip edip, adeta bir gazete gibi yayın yapıyor. Bundan dolayı kendisini tebrik etmek gerekiyor. Müyesser Yıldız, Ayhan Bora Kaplan davasını başından itibaren takip ediyor. Ayrıntıları da günlük yazıyor. Geçtiğimiz günlerde önemli bir ifadeyi gündeme getirdi. Ancak gündem yoğun olduğu için o ifade arada kaynadı, gitti. Malumunuz Kaplan’ın yargılandığı davada, 28’i tutuklu 61 sanık bulunuyor. Yargılananlardan birisi de Tansel Aktan. Aktan, 15 Temmuz’da TRT’nin önünde çekilen fotoğrafta Bora Kaplan’ın yanındaki çelik yelekli ve uzun namlulu silahla poz veren kişi. Bu bilgiyi de Yıldız sayesinde kamuoyu öğrenmiş durumda. Diyorum ya, Türkiye’de halkın umurunda bile değil, dava ve yargılamalar. Oradaki insanların tek derdi vardı, evini geçindirme ve hayatta kalma mücadelesi. Kaplan ve adamlarının ne dedikleri onları ilgilendirmiyor.
Ancak sanık Tansel Aktan’ın ifadesi birilerini ilgilendiriyor ne yazık ki. Hem de çok. Kimi kastettiğimi anlamışsınızdır umarım. Aktan, yargılamada kendini savunmak yerine, bir emniyet mensubunu tehdit etmeyi tercih etti. Aktan, Esenboğa yolunda Bora Kaplan’ı yere yatıran komiseri kastederek, “Ufuk komiser kendine dikkat etsin, onu öldürüp bizim üzerimize atabilirler” şeklinde bir açıklamada bulundu. Tansel Aktan’ın bu çıkışı, Sedat Peker’in yıllar önce Çelik kardeşleri hedef göstererek yaptığı açıklamayı hatırlattı. Peker, “Çelik kardeşler, kendilerine dikkat etsinler, onları öldürüp bizim üzerimize atabilirler” demişti. Ve sosyal medya paylaşımlarında Sedat Peker’in hedef gösterdiği Cenk Çelik, Ümraniye’de uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmişti. Şimdi de hedef de Ufuk komiser var. Bu aşamadan sonra Ufuk komiseri korumak devletin görevi. Mutlaka onun ve ailesinin güvenliği sağlanmalı. Tansel Aktan’ın açıklamaları basite alınmamalı. Ufuk komiser, nihayetinde görevini yaptığı için hedef haline geldi. Kameralar önünde şov olsun diye Bora Kaplan’a yapılan operasyonda onu yere yatırıp, sırtına basmadı. Bu açıdan Ufuk komiser, asli görevini yaptığı için ödüllendirilmeli. Ankara’da bazı emniyet ve yargı mensuplarının Kaplan’a kol kola gezdiği bir dönemde, o en zoru tercih etti. Devletin kendisine verdiği gücü, suç örgütlerine karşı kullandı. Bunun için de bir an önce koruma kapsamına alınmalı. Suç bertaraf edilene kadar da, birinci derece yakınları kontrol altında tutulmalı.
Hatta Tansel Aktan, “Emniyette bana, ‘Ufuk’u öldürmeyi düşünüyormuşsunuz.’ şeklinde bir soru sorulduğunu iddia ediyor. Şayet bu soru sorulmuşsa, başlı başına bir hedef göstermedir. Acilen yargı ve emniyet mecraları bu sorgu tutanaklarına ulaşmalıdır. Bu soruyu soran emniyet mensubu da incelemeye alınmalıdır. Bir emniyet mensubu, bir zanlıya meslektaşının ismini nasıl verir bir anlam veremiyorum. Burada da iki seçenek var. İyi tarafından bakıldığında bir iş bilmezlik hali. İkinci yönüyse Ufuk komiserin suç gruplarına hedef gösterilmesi. Umarım ikinci seçenek değildir. At izinin, it izine karıştığı bir hengamede sağlıklı düşünmek ve karar vermek çok zor. Onun için titiz bir çalışmaya gerek var.























